Asgari Ücret Gerçeği: Enflasyonun Bedelini Kim Ödüyor? (Bilimsel Verilerle Büyük Yalan)
Bu Bölüm Hakkında
Bu bolumde Turkiye'de asgari ucret artislarinin enflasyon, issizlik ve dis ticaret dengesi uzerindeki etkileri bilimsel bir calismayla inceleniyor. Cem Oyvat ve Adem Yavuz Elveren ile birlikte yapilan ve 2005-2024 arasi aylik verilere dayanan ekonometrik analiz sonuclari paylasiliyor. Bulgulara gore asgari ucretteki %10'luk bir artis enflasyonu yalnizca 1-2 puan artirirken, doviz kuru soklarinin etkisi 6-7 kat daha guclu cikiyor. Issizlik uzerindeki etki ise istatistiksel olarak sifira yakin bulunuyor. Enflasyonla mucadelenin bedelinin dar gelirli kesimlere yuklenilmesinin bilimsel olarak gerekli olmadigini ortaya koyan calismanin sonuclari tartisiliyor.
Ele Alınan Konular
- Asgari ucret artislarinin enflasyona etkisi
- Doviz kuru soklari ve enflasyon iliskisi
- Asgari ucret ve issizlik arasindaki iliski
- Kar itimli enflasyon ve firma kar marjlari
- Enflasyonla mucadelenin toplumsal maliyeti
- 2024 asgari ucret imza kampanyasi
Herkese merhabalar. E bugün Türkiye’nin en çok konuşulan ekonomik meselelerinden bir tanesine değineceğim. O da asgari ücret. Malum şu anda Ekim ayı içerisindeyiz. Ekimin 2025 ve eee asgari ücretin zam oranının tartışmaları şimdiden başladı. E yabancı bazı bankaların sızdırdığı bazı rakamlar konuşuluyor. İşte %20 deniyor, %22 deniyor. Bilmiyorum ne kadar olacak en sonunda göreceğiz. Ama geçen sene en azından %30’luk artışı doğru tahmin eden bazı kuruluşların şu anda %20 dedi ki bunlar yabancı kuruluşlar maalesef ve maalesef %20 dediklerine şahit oluyoruz ki bu da tabii muhtemelen yine gerçekleşen enflasyon altında olacakmış gibi gözüküyor. Şimdi 2025 yılına girerken yani içinde bulunduğumuz yılın başına girerken hepimiz şahit olduk. eee 2024 yılı boyunca enflasyon resmi rakamlara göre yani 1 Ocak 2024’ten 31 Aralık 2024’e kadar işte %44,5 45 civarı oldu. Eee asgari ücret yıl boyunca hiç artmadı malum. Yani ara zam yapılmadı 2024 Temmuz’unda. Sadece Ocak 2025’te o da artık işte insanların herhalde cebine maaş 15 Ocak’ta mı girmiştir, 30 Ocak’ta mı girmiştir? Aldığınız maaşın tarihine göre değişiyor ama %30 artış yapıldı. Ki bu da asgari ücretin eee pardon enflasyonun oldukça altında. Yani gerçekleşen enflasyonun altında işte gerçekleşmesi beklenen enflasyona göre artık zam yapacağız dendi. Dolayısıyla milyonlarca insanın alım gücü çok ciddi derecede eridi. Biz geçen sene 2024’ün Ekim ayında böyle bir imza kampanyası da yapmıştık biliyorsunuz. Onun pek fazla etkisi olmamıştı ki ayrıntılarından gene kısaca bahsedeceğim. Ve şimdi yine JP Morgan yabancı bir banka yeni raporu 2026 için %20 zam öngörüyor. Yani Aralık ayında belirlenecek. İşte bir Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak. %20 zam öngörülüyor. Oysa 2025 yılı enflasyonunun resmi TÜK rakamlarına göre bile en az %25 ile 30 arasında olacağını görüyoruz. Yani yine enflasyonun altında, gerçekleşen enflasyonun altında bir zam gözüküyor. İşte İstanbul Ticaret Odası verilerine göre veya işte ENAG’a göre bu rakamlar aslında yani enflasyon veya fiyat artışları artık adına ne diyorsanız çok daha yüksek olabilir. Şimdi 2024 sonunda ben de dahil olmak üzere aslında yüzlerce iktisatçı başta eee işte Greenwich Üniversitesi’nden Cem Oyvat ve hem İzmir Ekonomi Üniversitesi hem Fitburg State University Amerika Birleşik Devletleri’nden Adem Yavuz Elveren’le beraber organize ettik. bir imza kampanyası yaptık ve bu imza kampanyası bir metin hazırladık açıkçası. O metni de iktisatçılara, doktor iktisatçıların imzasını açtık. Eee ve epey de bir iktisatçı işte meslektaşımız diyelim imza attılar. Herhalde tam sayısını hatırlayamadım ama herhalde yani 200 civarı, 200’ün de belki üzerindeydi. Eee ve işte asgari ücret politikası ve enflasyon yükünün adil dağılımı başlıklı bir açıklamaydı. Bu mesajımız da açıkça açıktı açıkçası. dedik ki enflasyonla mücadelenin toplumsal maliyeti adil dağıtılmalı, asgari ücretlerin alım gücü korunmalı. Tabii bu çağrı karşılık bulmadı. Yani politika düzeyinde karşılık bulmadı. Ya düşünün değil mi? 2024 yılı boyunca maaşınız aynı kaldı yıl boyunca. Eee ama fiyatlar %45 civarında arttı. İşte Ocak’ta ancak maaşınıza %30 zam geldi. Hani markete gittiğinizde geçen yıl aldığınız sepetin eee çok daha küçüğünün, çok daha düşüğünü alabiliyorsunuz ki gıda fiyatı enflasyonu çok daha farklı ki buna rağmen işte asgari ücrete zam enflasyonu patlatır diyerek milyonlarca insanın alım gücü gözgöre göre eridi. Ki sadece asgari ücretli değil. Asgari ücret zammı diğer zamların da eee bir ne bileyim işte bir yani ona ona baz alındığı için diğer zamlar da asgari ücretin artışına göre ayarlandığı için bir ölçüde en azından eee sadece asgari ücretli değil aslında beyaz yakalı, mavi yakalı pek çok çalışan enflasyonun altında zam aldı 2025 yılı başında. İşte biz de zaten ne yaptık yani işte iktisatçılar olarak oturduk ve eee bilimsel yöntemlerle bu iddiayı test ettik. Madem dediler ki enflasyonu dizginlemek için asgari ücreti arttırmıyoruz. Bakalım hakikaten de bu böyle mi dedik. Şimdi sonuçları aslında sizlerle paylaşacağım. Çünkü işte bugün aslında amacım dediğim gibi e yaptığımız bu bilimsel çalışmayı anlatmak. Gene Cem Oyvat ve Adem Yavuz Elveren’le beraber bir makale kalemi aldık. Makale şu anda henüz hani bir dergide yayınlanmadı. Hakemlik sürecinden geçmedi. O yüzden hani bir bilimsel bulgu gibi değil ama en azından tabii dolayısıyla hani linkini de paylaşacağım burada. Şu anda Greenwich Üniversitesi’de bir çalışma tebliğisi olarak yayınlandı. Bir dergiye de gönderdik. Şu anda hakemlik sürecinde bekliyoruz. Yeni tamamlandı çalışma zaten ki büyük ölçüde Cem Oyvat’ın katkılarıyla da yapıldı. Bunu da vurgulamam lazım. Hani Adem’le ben daha ziyade böyle farklı noktalarına makalenin eee önce Adem sonra ben eee destek olduk. Bunu da vurgulamak istiyorum. Cem’in hakikaten burada oldukça böyle bir itici rolü vardır. Eee bunu vurgulamam lazım. Bu makalenin başlığı minimum wages yine high inflation economy the case of Türkiye. Yani yüksek enflasyonda bir ekonomide asgari ücret işte Türkiye örneği diye çevirebiliriz bunu. Eee çok yakın zamanda daha henüz internete koyduk çalışmaya bakabilirsiniz. Linkini dediğim gibi açıklamalarda paylaşıyorum. Burada asgari ücret artışlarının enflasyon işsizlik ve dış ticaret dengesi üzerindeki etkilerine baktık. 2005-2024 arası aylık verilerle. Şimdi bugün bu bulguları elimden geldiğince basit bir dille anlatmaya çalışacağım size. Çünkü Türkiye’de biliyorsunuz asgari ücrete her zam önerildiğinde hep aynı itirazları duyuyoruz. İşte asgari ücret zaman yaparsanız enflasyon fırlar, işsizlik artar, ekonomi batar. O yüzden fedakarlık yapalım. Şimdi peki gerçekten böyle mi? Bu çalışma ne söylüyor? Önce şunu anlamak gerekiyor. Türkiye’de asgari ücret politikası neden bu kadar kritik? Türkiye’de maalesef iş gücünün yaklaşık 1te’ü yani %75’i asgari ücretin %50’si ile %150’si arasında bir gelir elde ediyor. Yani bu rakam inanılmaz yüksek. Yani asgari ücrete yapılan her düzenleme aslında sadece asgari ücretle çalışanlara değil nereyse tüm çalışan nüfusu etkiliyor diyelim. Özellikle kayıt dışı ekonomide çalışanların, kayıt dışı istihdam edilenlerin çoğu asgari ücreti neredeyse daha altında kazanıyor. Kayıtlı sektördeki birçok çalışan da aslında asgari ücretin çok az üstünde eee maaş alıyor. Dolayısıyla asgari ücret dediğimiz şey aslında Türkiye’de gelir dağılımının, yoksullukla mücadelenin ve sosyal adaletin en temel araçlarından biri haline gelmiş durumda. Ama işin başka bir boyutu daha var açıkçası. Türkiye’de 2018’den beri malum kronik yüksek enflasyon ve kur şokları yaşanıyor. Eee 2021’deki kur krizi sonrasında enflasyon değil mi? resmi rakamlara göre 2022’de %60’ları da geçti. 70’lere dayandı. Hatta İstanbul Ticaret Odası verilerine göre %90’ları gördü, geçti. Hatta ENAK’a göre zaten %100’leri de geçti malum. Şimdi bu ortamda tabii hükümet enflasyonla mücadele adı altında özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra asgari ücret artışlarını sınırladı. Hatta işte ilk defa ara zam yapılıyordu belli bir süredir. 2024 Temmuz’unda ara zam yapılmadı. Yani Temmuz’da bir artış yapılmadı. Halbuki 2023’te yapılmıştı. E seçimlerden hemen önce açıklanmıştı bu. 2025 Ocak’ta da beklenen enflasyon oranı %25 baz alındı. Gerçekleşen %44. %45 diyelim yuvarlayalım değil. Şimdi işte bu noktada biz iktisatçı olarak şunu sorduk aslında. Asgari ücret artışları gerçekten enflasyonun ana sebebi mi? İşsizliği arttırıyor mu? Bilimsel veriler burada ne diyor? Şimdi çalışmamızda 2005’ten 2024 Kasım’a kadar 20 ay 20 yıllık aylık veri kullandık. Burada yapısal vektör otoregresyon analizi denilen, structural vektör autoregration denilen bir yöntem var. ekonometrik bir yöntemde işte asgari ücret, enflasyon, işsizlik, kapasite kullanım oranı, döviz kuru ve politika faizi, Merkez Bankası’nın belirlediği faiz oranı arasındaki ilişkileri analiz ettik. Ve önemli bir nokta söyleyeyim aslında burada. Enflasyon için iki farklı ölçüm kullandık. Bir tanesi TÜK’in tüketici fiyat endeksi, diğeri de İstanbul Ticaret Odası’nın geçinme endeksi. Eee, bu ikisini de kullandık. Hani TÜKG verileri hakkında bazı soru işaretleri vardı. Eee, kamuoyunda en azından hani ITON’un verileri ücretli çalışanların gerçek yaşam maliyetini daha iyi belki yansıtıyor olabilir dedik. Bilmiyorum doğru mu ama ayrıca dış ticaret üzerindeki etkiye de baktık. Çünkü asgari ücret artışlarına karşı getirilen bir diğer eleştiri de malum ihracat rekabetimizi kaybederiz. İthalat artar, dış açık büyük gibi büyür gibi eee bazı iddialarda dolaşıyor. Şimdi bulguları tek tek açıklayayım istiyorsanız size. Şimdi burada birinci ve en kritik soru asgari ücretteki %10’luk bir artış enflasyonu ne kadar arttırır? Ana modelimize göre aslında bulgular şöyle. Asgari ücretle yaşanan %10’luk bir artış. TÜK enflasyonunda bir yıl içerisinde yaklaşık 1 ila 1.3 puan. ITO geçinme endeksinde ise 1.6 ile 2 puan arasında bir artışa yol açıyor. Şimdi bunu perspektife koyalım aslında. 2025 Ocak’ta asgari ücrete sadece %30 artış yapıldı. Oysa 2024 enflasyonu %45 diyelim. Arada 15 puanlık 1415 puanlık bir fark var. Peki gerçekleşen enflasyon kadar yani %445 civarında bir artış yapılsa hadi diyelim ki 45 yapılsa ne olurdu? Şte bizim bulgularımıza göre aslında bu eee hani bu ekstra %14’lük, %15’lik asgari ücret artışı enflasyonu sadece işte 1,5’la 3 puan arasında bir eee şeyde arttıracaktı. Hani enflasyona 1,5 veya 3 puan daha koyacaktı. Yani enflasyon belki işte %45 yerine 47 olacaktı diyelim. 48 olacaktı. Hadi bilemediniz. Şimdi düşünün aslında hani 7 milyon asgari ücretinin alım gücünü korumak için yapılan artış enflasyona ek maliyeti sadece bu kadar. 23 puan hatta 1,5 3 puan. Ya aslında bu da bazı kesimlerin iddia ettiği gibi enflasyonu fırlatır, patlatır düzeyinde bir etki olmadığını gösteriyor. Ha anlamsız bir artış mı? Evet anlamlı bir artış var tabii ki ama kritik nokta şu. Hani bu etki orantısız değil ve geçici. Yani asgari ücretteki artışın enflasyonu etkisi ilk oylarda aylarda en güçlü sonra azalıyor. Kiemlisi bulgularımız gösteriyor ki döviz kurunun enflasyonu üzerindeki etkisi asgari ücretten çok daha güçlü. Yani Türk lirasında %10’luk bir değer kaybı mesela bir yıl içerisinde enflasyonu %9 puana yakın bir ölçüde arttırıyor. Yani kuru şokları aslında ücret artışlarından neredeyse 67 kat daha güçlü enflasyon yaratıyor diyebiliriz. Peki bu enflasyonist etki nereden geliyor? İki kanal var teorik olarak. Talep kanalı ve maliyet kanalı. Hani talep kanalı der ki insanların geliri arttıkça asgari ücretle bir gelir sonuçta eee daha çok harcama yaparlar. Talep artar. Bu da fiyatları yukarı çeker. Maliyet kanalda der ki işte firmalar artan ücret maliyetlerini fiyatlara yansıtır. Bizim bulgularımız gösteriyor ki Türkiye’de esas ettiği maliyet kanalından geliyor. Yani asgari ücret artışlarının talep üzerindeki etkisi sınırlı nispeten. Kapasite kullanım oranı, sanayi üretimi, perakende satışlar gibi talep göster göstergelerinde anlamlı bir artış gözlemliyoruz. Eee, şimdi eee, göster. Yani çok fazla görmüyoruz açıkçası. Şimdi bu aslında mantıklı. Çünkü Türkiye’de enflasyon zaten çok yüksek ve gıda enflasyonu daha da yüksek seyrediyor. Yani Türki’in işte açlık sınırı verilerine göre değil mi? 2022’de net asgari ücretin açlık sınırına oranı %80’ler civarına düştü. Yani asgari ücrete yapılan artışlar aslında eee insanların temel ihtiyaçlarını karşılamaya bile yetmiyor. Lüks tüketime eee şey yapıyor ve hani gitmiyor yani. Ve bir başka olgu daha var aslında burada. Asgari ücret artışları enflasyonu arttırıyor ama firmalarda karajlarını bir miktar daraltarak aslında üretkenliği arttırarak bu maliyeti bir tık absorbe ediyorlar. Yani tüm maliyet aslında eee tüm maliyet artışı fiyatlara yansımıyor. Bunu da söylemek lazım. Burada ikinci büyük endişe eee asgari ücrete zam yaparsanız işsizlik fırlar eee endişesi malum. Bu da eee şey hani eee önemli bir şey olabilir açıkçası. Şimdi burada da hani bir iddia en azından yani. Peki gerçekten öyle mi? Bizim bulgularımız burada net. Asgari ücrettele %10’luk bir artış işsizlik oranında bir yıl içerisinde 010’la 015 puanlık bir artışa yol açıyor. Çok küçük yani hem ekonomik olarak hem istatistik olarak oldukça küçük. Yani asgari ücete %10 zam yapıyorsunuz. İşsizlik oranı %10’dan işte diyelim ki 10.15’e çıkıyor. Yani bayağı düşük bir etki aslında. Sıfıra yakın bir etki denebilir. Neden böyle? Çünkü Türkiye’de iş gücü piyasası tam rekabetçi değil. eee hani monopison dediğimiz işverenlerin iş gücü piyasasında güç sahibi olduğu bir yapı var ve bu durumda asgari ücret artışları istihdam kaybına yol açmıyor. Hatta bazen istihdamı arttırabilir bile. Ayrıca firmalar artan maliyetlere sadece işten çıkarma değil de işte çalışma saatlerini azaltarak, verimliliği arttırarak, teknolojiye yatırım yaparak da uyum sağlayabiliyorlar. Bu da teorik olarak en azından mümkün. Eee yani dolayısıyla hani asgari ücrette artış işsizlik yaratır argümanın da Türkiye’de ampik olarak pek fazla desteklenmediğini söyleyebiliriz. Üçüncü endişe de dış ticaret açıyla ilgili. Çünkü ihracatçıların rekabet gücünü düşürdüğü de iddia ediliyor malum. Burada da bizim bulgularımız biraz karmaşık. Yani %10’luk bir artışın yıllık ticaret dengesinde evet ee gayri saarfi yurtçi hasılanın %0.11 ile 0.27’si civarında bir eee bozulmaya yol açtığını gösteriyoruz. Ama yani şey tabii olumsuz etki bu. Bunu kabul etmek lazım. Ama çok büyük değil yani. Evet dış ticarette küçük bir bozulma oluyor ama bu Türkiye ekonomisinin büyüklüğü içerisinde oldukça küçük. Yani bu ülkeyi batıracak bir yük değil esasen. Ya asıl mesele aslında burada ücretleri baskılayarak ihracatı kurtarmak değil de üretkenliği arttırmak olmalı diyoruz. E tabii burada da hani neden böyle bir etki var diyeceksiniz. Var. Çünkü birincisi artan gelirlerle ithalat talebi artıyor. İkincisi yükselen birim iş gücü maliyetleri nedeniyle ihracatçı firmaların rekabet gücü bir miktar zayıf diyor. Yani burada tabii ki bu teorik mekanizmalar işliyor. Ufak da olsa etkisi. Ama tabii burada unutulmaması gereken bir etki. asgari ücret artışları aynı zamanda üretkenliği de arttırıyor. Yani daha yüksek ücretler firmaları teknolojiye yatırım yapmaya, verimliliği arttırmaya ve daha kalifiye iş gücü kullanmaya teşvik ediyor. Ki zaten bulgularımızda ikinci aydan itibaren ticaret dengesinde pozitif bir etki görüyoruz. Yani muhtemelen üretkenlik artışlarından dolayı önce her ne kadar dış ticaret dengesi bozulsa da sonra toparlıyor eee kısa bir süre sonra. Dolayısıyla aslında dış ticaret dengesi etkisi de tamamlayıcı politikalarda yönetilebilir bir risk açıkçası. Şimdi bütün bu bulguları bir araya getirelim. 2024 yılında enflasyon işte %45 civarı oldu. Asgari ücret çok düşük oranda arttı. Yılın sonunda işte 2025’in başında. eee ve hani eğer 2025 başında şimdi e asgari ücrete enflasyon kadar gerçekleşen enflasyon kadar zam yapsaydınız da ek etki sadece 1,5 3 puan olurdu diyoruz yani. Ve ama bu sayede tabii eğer yani eğer bu yapılsaydı %30 değil de %45 zam yapılsaydı evet enflasyona belki işte bir 2 3 puanlık etkisi olacaktı en çok ama bu sayede 7 milyon asgari ücretlerin ve ailelerinin alım gücü de korunmuş olacaktı nispeten. Hani işsizlik neredeyse hiç artmayacaktı. Dış ticaret açığı belki bir miktar büyüyecekti ama çok da radikal bir şekilde büyümeyecekti. Öte yandan asgari ücrete sadece %30 artış yaparak 7 milyon asgari ücretliyi ve onların yakınlarını e toplam 202 milyon insanı belki de enflasyon karşısında korumasız bıraktık. Bu insanların alım gücü %10’ların üzerinde eridi. %15’lere yaklaşan bir oranda. Şimdi soru burada şu aslında. Yani bu kadar 2 puanlık enflasyon farkı için milyonlarca insanın yoksullaşmasını göze almalı mıyız? Enflasyonla mücadelenin bedelini kim ödemeli? ki Türkiye’de enflasyonu esasen asgari ücret değil firmaların artan kar marjları körüklüyor. Eee veya işte hani ateşliyor diyelim. Bu hakikaten de son yıllarda yapılan akademik çalışmalarda 2015’ten bu yana fiyat artışlarının önemli bir kısmının şirketlerin daha yüksek kar yazmasından kaynaklandığı gösteriliyor. Yani mesele burada ücretliler değil eee sermayenin fiyatlama gücü ki bizim de aslında imza kampanyamızda vurguladığımız nokta şuydu. Enflasyonla mücadelenin başarısı dar gelirlerin yaşam standartlarının düşürülmesi pahasına sağlanamaz. Bu nedenle biz 2024 sonunda yüzlerce iktisatçı gittik. İmza verdik buna. Erin Çel’den Özgür Orhangazi Korkut Boratv gibi Türkiye’nin önde gelen hocaları da bu çağrıya katıldı. Hepimiz tek bir şey söyledik. Yani asgari ücretlerin sırtına daha fazla yük bindirilemez dedik. Üstelik bulgularımız gösteriyor ki Türkiye’de enflasyonun asıl sürükleyicisi de işte ücretler değil. Peki ne? döviz kuru yani kur şokları enflasyonu ücretlerden 67 kat daha güçlü etkiliyor ki 2021 kur krizi sonrasında bunu gördük. Kar marjları Türkiye’de son yıllarda yapılan araştırma dünyada son yıllarda yapılan araştırmalarda aslında enflasyonun önemli bir kısmının firmaların artan kar marjlarından kaynaklandığını eee gösteriyor. Yani Türkiye’de aslında kar itimli bir enflasyon var. Yani karın ittiği, karın indüklediği, karın neden olduğu diyelim. Hani firmalar artan maliyetleri fiyatlara yansıtırken tamam bazen bunu yapıyorlar ama karma marjlarını da arttırıyorlar. Peki şimdi burada tamam bu kadar konuştuk, eleştirdik, yanlışa yanlış dedik, doğruya doğru dedik diyelim. Peki ne yapmalı diye soracaksınız. Bir kere birinci olarak asgari ücret politikasını gerçekçi temellere oturtmak gerekiyor. Asgari ücret gerçekleşen enflasyonun altında belirlenemez. Asgari ücrede artış oranı gerçekleşen enflasyonun altında belirlenmemeli. Beklenen enflasyon değil, gerçekleşen enflasyon baz alınmalı ki işte burada JP Morgan’ın eee veyahut da şimdi başka kuruluşlardan da tahminleri gelir. 2026 başında öngördüğü %20’lik artış bu noktada bu haliyle kabul edilemez. Eğer 2025 enflasyonu %30 olursa, hadi diyelim ki %25 olursa 2026 başında en az bu oranda artış yapılmalı. Hatta bir de geçtiğimiz yıldan olan %15’lik bir kayıp da söz konusu. Belki bu da eklenmeli. Şimdi bu dediğim yapılacaktır demiyorum ben. Olması gerekeni tabii ki söylüyorum. İkinci olarak aslında enflasyonla mücadelede bütüncül bir yaklaşım şart. Yani sadece ücretleri baskılamak çözüm değil. Döviz kuru istikrarı, rekabetçi piyasalar, kar marjlarının kontrolü, spekülatif fiyat artışlarının önlenmesi, maliye politikası, eee hatta işte hukuk, demokrasi değil mi? Bu alanlarda da adım atılmalı. Ancak bu şekilde enflasyon düşer. Üçüncü olarak üretkenliği arttırıcı politikalara odaklanmak gerekiyor. ARGE yatırımları, teknoloji transferi, meslek eğitimi. Bunlar hep hem yani bu politikalar hem birim maliyetleri düşürücü hem de dış rekabet gücümüzü arttırıcı politikalar. Ve dördüncü olarak da aslında sosyal devlet ilkesi asla unutulmamalı. Çünkü anayasamız diyor ki devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek için gerekli tedbirleri alır. Şimdi bu ifadenin kağıt üzerinde kalmaması gerekiyor. Ve son olarak da şunu net olarak söylemek gerekiyor. Asgari ücreti arttırmamak enflasyonu çözmüyor. Sadece gelir dağılımını bozuyor, yoksulluğu arttırıyor ve toplumsal adaletsizliği derinleştiriyor. Şimdi gördüğünüz gibi bugün size elimden geldiğince bilimsel verileri ki makaleye isteyenler bakabilir. Eleştirimiz, hatamız, yanlışımız varsa lütfen bize emailile iletişime geçin. Dediğim gibi bu daha henüz bir dergide yayınlanmadı. Dolayısıyla bilimsel hakem kontrolünden geçmedi. O yüzden hani böyle mutlak gerçekmiş gibi de sunmuyorum size. Ama bulgularımız bu şekilde. Varsa bir hatamız, yanlışımız lütfen bize email atın, söyleyin. Biz de bakalım yani hakikaten öyle mi diye. Ama bizim şu anda bulgularımız olabildiğince şeffaf bir şekilde göstermeye çalıştık. Bu ve bu bilimsel verilere dayalı gerçekte de şunu söylüyor. Asgari ücret artışları enflasyon bir miktar arttırıyor. Evet ama öyle abartıldığı kadar büyük değil. Yönetilebilir bir etki bu. İşsizlik üzerindeki etkisi daha da sınırlı. Dış ticaret üzerindeki etkisi de sınırlı. Öte yandan asgari ücrete yeterli artış yapılmasamın bedeli de çok ağır. Milyonlarca insanın yoksullaşması, gelir dağılımının bozulması, toplumsal huzurun sarsılması işte ve 2024’te eee epeyce bir iktisatçı biz sesimizi yükselttik. Dedik ki gerçekleşen enflasyon oranının altında yapılacak ücret artışları gelir dağılımını daha da bozar dedik. Maalesef dinletemedik. Şimdi 2026 için aynı hatanın bence tekrarlanmaması gerekiyor. Ben de en azından bir bilim insanı olarak boynumun borcu bunu söylemek. eee, yapılır, yapılmaz yani bu noktadan sonra beni ilgilendirmez. Yani ilgilendir tabii ki bizzat beni de ilgilendiriyor. Çünk maaşıma da benzeri oranda bir zam gelecek. Eee, işte yakınlarımın maaşlarına da benzeri oranda zam gelecek. İçinde yaşadığım toplumun maaşına da sonuçta ben de bu toplumda yaşıyorum. Böyle bir zam gelecek. Tabii ki ilgilendiriyor ama hani uygulanıp uygulanmamasında benim yapabileceğim bir şey yok. Ben söyleyeceğimi söylüyorum. Eee, dediğim gibi maalesef dinletemedik ama bu hatanın yeniden tekrarlanmaması lazım. toplum olarak bunu talep etmemiz gerekiyor. Ekonomi politikası sadece rakamlarla değil, insanların hayatlarıdır. Bunu da söylememiz gerekiyor. Eee, yani bu kanalda ben her zaman bilimsel verilere, dürüst analize ve toplumsal adalete dayalı içerikler üretmeye çalışıyorum. Eğer bu içeriğin de size değer kattığına inanıyorsanız lütfen beğeneyelim, yorumlayalım. Yorumlarınızı esirgemeyin, konuşalım. Aksini düşünüyorsanız da dediğim gibi makaleyi okursanız geri bildirimlerinizi de düşüncelerinizi de bekleriz. Ve ki bu yayını özellikle söyleyeyim yani bütün yayınlarda bunu söylüyorum ama bu yayını paylaşmanız, yorum yapmanız, abone olmanız veya kanala sadece bu kanalı büyütmeyecek bence. Aynı zamanda bu tartışmada gerçeklerin duyulmasına da katkı sağlayacak. Çünkü asgari ücret olayı sadece bir sayı, bir istatistik değil aslında. Milyonların yaşamı demek. Bunu unutmadan lütfen hareket edelim. Eee söyleyeceklerim bu konuyla ilgili bu kadar. Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum ve hepinize iyi günler diliyorum. Yeah.