Petrol 100 Doları Aştı: İran Savaşı Dünyayı Krize mi Sürüklüyor? | Dolar, Enflasyon, Türkiye
Bu Bölüm Hakkında
Bu bölümde, İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla 100 doları aşan petrol fiyatlarının küresel ekonomiye ve tedarik zincirlerine etkileri inceleniyor. Amerika'nın stratejik rezerv hamleleri ve Rus petrolüne yönelik yaptırımları esnetmesi gibi jeopolitik gelişmelerin küresel piyasalarda yarattığı stagflasyon riski değerlendiriliyor. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın faiz oranını sabit tutma kararı ve artan jeopolitik risklerin Türkiye'nin para politikası ile enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları analiz ediliyor.
Ele Alınan Konular
- İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının petrol arzına etkisi
- Artan petrol ve enerji fiyatlarının küresel tedarik zinciri ve maliyetlere yansıması
- Uluslararası Enerji Ajansı'nın rezerv adımları ve ABD'nin Rusya politikası
- Küresel ekonomide 1970'lere benzer stagflasyon ve resesyon riskleri
- TCMB'nin yüzde 37 seviyesindeki faizi sabit tutma kararı ve gerekçeleri
- Jeopolitik risklerin Türkiye'nin makroekonomisine ve cari açığına etkileri
Herkese günaydınlar. Eee, herkese merhabalar. Bugün biraz gecikmeli başlıyoruz. Normalde 9u 10 geçe çeyrek geçe gibi başlardık ama bugün bir tık gecikmeli yayına başlıyoruz. Eee, çünkü öncesinde bir ufak bir işim vardı. Eee, günaydınlar herkese. Hemen günü söyleyelim. Bugün 13 Mart 2026 Cuma. Eee, pek çok ülkede 13. Cuma diye muhtemelen böyle hayırsız bir gün olarak yad edilir ama bizim için öyle bir şey söz konusu değil. Ben Ceyun Ergin. Profesör Doktor Cünergin. Eee, yine her zamanki gibi piyasa açılışıyla beraber ve açılışın hemen öncesinde, sırasında diyelim sizlerle buluşuyorum. Pazartesi, Çarşamba, cuma günleri bu canlı yayınları yapıyoruz. Salı, Perşembe günleri de biliyorsunuz tematik yayınlarımız var ki dünkü tematik yayınımız ilginç bir konu üzerineydi. Karın özelleştirilmesi, maliyetin toplumsallaştırılması üzerineydi. Bu yayınlara da bakabilirsiniz. Kanalda zaten bu yayınlar yer alıyor. Eee, bugün de yine açıkçası çok konuşacak şeyimiz var. Çünkü dünya ekonomisi hakikaten son 20 yılın en kritik dönemlerinden birinde. Hem küresel enerji piyasalarında hem Türkiye ekonomisinde hem de jeopolitik arenada hakikaten ciddi kırılma noktalarında olduğumuzu hissediyorum. Ve tabii bu kırılma noktalarında eee konuşmamız gerekiyor. Eee şimdi yayının başlığını gördüyseniz zaten meselenin ciddiyetinde anlamışsınızdır. Hani petrol 100 doları açtı. Bilmiyorum arada bir 99 99’a doğru düşüyordu. Az 100’ün üzerine çıkıyordu ama ben yayına girmeden evvel de hızlıca baktım hala 100 doların üzerineydi. Üzerindeydi ki bu yayının başlığını bir 45 dakika falan oluyor koyalı ama 100 dolar civarında diyelim. En azından aşmış gibi gözüküyor. Hürmüz boğazı fiilen kapalı. Dünya petrol arzının 1şte tehlikede. Bunları biliyoruz. Ve Türkiye hakikaten de tam bu fırtınanın ortasında hem enerji ithalatçısı kimliğiyle hem de sermaye akımlarına bağlı bir ekonomi olarak çok hassas bir konumda. Ve işte bugün de zaten işte bütün bu tabloyu baştan sona beraber bakalım istiyorum açıkçası. Önce en can alıcı noktadan başlayayım isterseniz. Petrol fiyatları. Şimdi şu an mesela yine baktığımızda 100 dolar üzerinde hatta yani siz de bakabilirsiniz gidip işte farklı sitelerden brand petrolle tabii ki işte Amerikan ham petrolü WTA arasında ufak farklılıklar oluyor. Bir tanesi 100 dolar civarında. Eee diğeri de 9596 dolar civarında. Eee savaş öncesine kıyasla yani savaşın başladığı tarih 28 Şubat biliyorsunuz. Onun öncesine kıyasla %35’in üzerinde artmışlar. Ne demek bu? Herkesin anlayacağı dille konuşacak olursak aslında petrol sadece hatta %50’ye yakın artmışlar. Petrol sadece arabanıza koyduğunuz benzin değil. Tabii ki petrol bir üretim girdisi. Plastikten ilaca işte gübreden jet yakıtına, nakliyeden ısınmaya kadar her şeyin temel hammaddesi. Çim şimdi mesela değil mi? İşlenmiş petrolü ihracını yasakladı. dün itibariyle pek çok ülkeye ihraç ediyor aslında. Avustralya’da şu anda işte uçakların jetı bulma konusunda sıkıntı yaşadıkları düşünülüyor. Muhtemelen mesela uçak fiyatları, uçak bileti fiyatları oldukça artacak gibi görebilir. Bu zincirleme bir etki yaratacak. Plastik petrokimya bir ürün aslında plastik biliyorsunuz. O yüzden de aslında dünyayı kirletiyor vesaire. Kullanımı özendirilmemeye çalışılıyor pek çok ülkede. Plastik şişe ki işte su mesela değil mi? Çoğumuz plastik şişede su içiyoruz. Damacanaada su içiyoruz. onu bile etkileme potansiyeline sahip sadece. Yani benzin gibi düşünmemek gerekiyor aslında. İşte üretim maliyetleri artıyor petrolle beraber taşımacılık bağlanıyor ve sonunda bu fatura tabii ki tüketicinin cebinden çıkıyor. Buna da işte ekonomide maliyet enflasyonu diyoruz açıkçası. Yani talep artmasa bile maliyetler yükseldiği için fiyatlar yukarı gidiyor. Şimdi doğalgaz tarafında da TTF fiyatları 51 dolara yaklaşmış vaziyette. Günlük bazda çok ciddi bir artış var. Metal endeksi hafif pozitif. Buğday bile %1.6 altı yükseldi. Çünkü Körfezden gelen gübre tedariki aksıyor. Ve bu da tabii bahar ekimleri için ciddi bir risk. Çünkü baharda ciddi gübreye ihtiyaç var ki işte ürünler verimli gelsin, tarlalar verimli ekilsin ve ürün artsın. Eee, şimdi gübre zamanında gelmezse tabii gelecek yıl nasada etkilenecek. Eee, ve bu da tabii enerji krizi, gıda krizinin de habercisi olabilecek anlamına geliyor açıkçası. Yani körfezden gelen helyum bile yarı iletken üretimi için kritik ve tabii tedarikte aksıyor. Ya otomotivden elektroniğe kadar aslında birçok sektör bundan etkilenecek gibi gözüküyor açıkçası. Şimdi peki neden bu kadar eee sert yükseliş yaşanıyor? Cevap Hürmüz Boğazında. Dünya petrol arzının yaklaşık 1Şte biri. Günlük 20 milyon varil civarında petrol. Bu dar su yolundan geçiyor. İran savaşı’nın başlamasından bu yana da fiilen kapalı ve işte İran devrim muhafızları dedi ki açıkçası Amerikan ve İsrail veya müttefikleriyle bağlantılı hiçbir gemiye geçiş izini vermeyeceğiz ve sadece petrol de değil sıvılaştırılmış doğalgaz da bu güzergahtan taşınıyor. Tabii çevredeki ülkelerde jet yakıtı ve dizel üreten rafinereliler var. Yani mesele sadece ham petrol değil. Bütün bir enerji tedarik zinciri aslında tehdid altında ki dün de işte üç tane kargo gemisine saldırılmış. Irak’ın bir Elfav limanında iki petrol tankeri vurulmuş. Bir Tayland yük gemisi Hürmüz Boğazı yakınında saldırıya uğramış. Yani Dubai’nin ticari havalimanı drone saldırısıyla hedef alınmış. Suudi Arabistan’da onlarca drone düşürülmüş. Bahreyn ve Umman’da petrol altyapılarının vurulduğunu duyuyoruz. Kuveyt’te sivil yerleşim alanları bile etkilendi. Yani bu artık sadece Amerikan, İsrail, İran çatışması değil aslında bütün Körfezi kapsayan bir kaos ortamı anlamına geliyor. Burada işte Uluslararası Enerji Ajansı eee zaten genelde hani Amerika’nın güdümünde bir kurum olduğunu düşünebiliriz. Eee International Energy Agency IEA diye ıa diye kısaltılıyor. Eee çarşamba günü tarihin en büyük stratejik petrol rezerv salınımını açıkladı. 400 milyon varil. Amerika bunun 172 milyon varilini karşılayacak. Türkiye’den de işte bir eee şey olacakmış. Eee rezervlerden karşılama söz konusu olacakmış. Japonya 80 milyon varil. Çok ciddi rakamlar bunlar tabii ama piyasa buna böyle çok bir ciddi tepki vermedi. Çünkü matematik çok basit. Başta bir verdi sonra yeniden geri alıyor. Hürmüz Boğazı’ndan günde 20 milyon varil geçiyor. Şimdi savaş 12 gündür sürüyor. Yani yaklaşık şu ana kadar küresel arzda 2002 milyon 240 milyona kadar hatta diyelim ki bir kısmı da geçti vesaire 200 milyon civarı 200 milyon varil civarı bir açık oluştu arzda. Yani 200 milyon varillik bir açık var savaş nedeniyle şu ana kadar sadece ve her gün artıyor tabii bu. Ama şimdi diyoruz ki bugün işte International Energy Agency Uluslararası Enerji Ajansı’nın salacağı 400 milyon varil olacak. E zaten yarısı açığı kapamaya bile yetmiyor. Eee üstelik işte JP Morgan’ın hesaplarına göre bu IA üyesi ülkeler Türkiye’ye de üye günlük en fazla 1.2 milyon varil ek üretim yapabiliyor. Bu da aslında boğazdan geçen günlük miktarın sadece küçük bir kısmı. Ya tamam salacağız diyorsunuz bilmem kaç yüz milyon var ama onu anında bir günde salamıyorsunuz ki ya sonuçta eee ufak ufak ancak o üretim işte pet tankerlere ulaşıyor, piyasaya ulaşıyor. Dolayısıyla hani piyasa da bunu biliyor tabii ki haliyle. Dolayısıyla pazartesi günü işte brend 119 dolara çıktı. Salı günü Amerikan Enerji Bakanı’ın hani boğazdan tanker geçirdik şeklindeki yanlış açıklamasıyla bir düştü ufak 80 dolara. Sonra gerçek ortaya çıkınca tekrar 100 doların üzerine fırladı. Tabii bu aşırı bir oynaklık gösteriyor bize açıkçası ve tabii piyasanın da ne kadar gergin olduğunun, bölgenin ne kadar gergin olduğunun bir kanıtı. Peki ileriye dönük tablo ne petrol konusunda diyeceksiniz. Eğer Boğaz bu hafta açılmazsa ki açılacak gibi gözükmüyor artık. Analistler hakikaten önümüzdeki haftaya da sarktığında petrolün 150 dolara çıkabileceğini söylüyorlar. süresiz bir kapanma senaryosunda hatta 200 dolar bile konuşuluyor ki işte İran’da onu söylüyor aslında. 200 dolara çıkana kadar uğraşacağız diye. Becerirler beceremezler ayrı mesele. Ama unutmamak lazım hani işte İran devrim muhafızları tam da bunu söyledi. Tabii bu tehdit unsuru olarak da söylenmiş olabilir. Yani eee yapamay daabilirler tehdit olarak veya en azından yapmayı yapmaya niyet etmezler ama sonuçta hani bunu bir eee faktör olarak korku faktörü olarak ortaya salmak isteyebilirler. Ama yine de ne olursa olsun öyle ya da böyle piyasalar bunu fiyatlıyor ve risk fiyatlanıyor. Açıkçası çok ilginç bir gelişme daha oldu bu arada. Yine petrol fiyatlarını ilgilendiren bir gelişme. O yüzden konuşuyoruz zaten. Yoksa burası bir jeopolitik kanalı değil aslında. Eee Amerika savaşın yarattığı enerji krizini hafifletmek için Rusya’ya yönelik petrol yaptırımlarını geçici olarak gevşetti. Eee Amerikan Hazine Bakanı Besset dedi ki işte şu an denizde taşınmakta olan Rus petrolünün alınmasına 11 Nisan’a kadar izin veriyoruz. Ne anlama geliyor bu? Amerika bir yandan İran’la savaşırken öte yandan yaptırım uyguladığı Rusya’nın petrolüne muhtaç hale geldi veya dünyanın muhtaç hale geldiğini görüyor. Kendisi gelmese bile. Bu da tam aslında jeopolitik ekonominin çelişkilerini gösteren bir tablo ve dedi ki işte basit enerji fiyatlarındaki artışın geçici ve kısa vadeli olduğunu düşünüyoruz. Uzun vadede Amerikan ekonomisine hatta fayda sağlayacağını düşünüyoruz dedi. Ama tabii bu söylemi piyasa pek ciddiye almıyor açıkçası. Çünkü Amerika’da benzin fiyatları Şubat’tan bu yana galon başına eee 65 cent kadar yani 0.6 6 doar artmış vaziyette. Eee ve tabii şu an ulusal ortalama 359. Amerikan için Amerika için çok yüksek bir rakam bu. Ve eee tabii kıyı bölgelerindeki artış daha da sert. Her hafta savaş devam ettikçe 25-40 senelik artışlar bekleniyor. Bu da Amerikan tüketicisine zarar veriyor. Amerika’daki arkadaşlarımla da konuşuyorum. petrolün hakikaten tabelalara fiyatların yansıdığını e gördüklerini ve tabii bundan rahatsız olduklarını söylüyor. Benim arkadaşlarım zaten Trump seçmeni değiller ama eminim Trump seçmenleri de bundan rahatsız oluyordur. Eee açıkçası eee diye düşünüyorum ki ara seçimler yaklaşıyor Kasım’da biliyorsunuz. Tabii burada çok önemli bir kavram da devreye giriyor. Bunu birazcık konuşmuştuk geçenlerde. Stockflasyon kavramı yani stagnation durgunluk demek değil mi? Inflationda enflasyon demek. İkisini birleştiriyorlar. Amerikalılar bu birleştirmeleri çok sever. Eee, normalde bir ekonomide ya enflasyon yükselir ve büyüme güçlüdür diye beklenirdi aslında 70’lere kadar, 1970’lere kadar ya da büyüme yavaşlar ve enflasyon düşer. Ama bazen ikisi birden oluyor. Hem büyüme düşük oluyor hem enflasyon yüksek oluyor. İşte buna hem ekonomi durgunlaşıyor hem fiyatlar yükseliyor. İşte buna da stockfation, stakflasyon deniyor ve merkez bankaları için çok kötü bir senaryo bu. Neden çok kötü bir senaryo? Hatta en kötü senaryo. Çünkü Merkez Bankası’nın elinde genelde iki araç var temelde. İşte faiz indirmek, faiz artırmak. Enflasyon düşürmek için faiz arttırıyorlar ama zaten yavaşlayan ekonomiyi daha da boğuyorsunuz. Eğer bir de durgunluk varsa ekonomide büyümeyi desteklemek için faiz indirebilirsiniz. Öte yandan bu enflasyonu daha da körükler. Yani burada iki sorun var ama çözümler birbirine zıt. 1970’lerde petrol krizinde OPEC kurulduğunda veya İran’da işte şah devrildiğinde tam olarak bu yaşandı. O dönem dünya ekonomisi için kayıp yılları oldu. Şimdi tabii Amerikan ekonomisinde bu risk konuşuluyor. Tarihsel olarak bir ülkenin toplam enerji faturası ekonomisine göre çok ağırlaştığında yani insanlar ve şirketler gelirlerinin giderek büyüyen bir kısmını sadece enerjiye eee harcamak zorunda kaldıklarında bu her zaman resesyona yol açmıştır bu ülkelerde. Çünkü enerjiye harcanan para başka harcamalardan kesilir. Tüketim düşer, şirketler küçülür, işsizlik artar. ki bugün Amerikan ekonomisine baktığımızda 1970’lerdeki kadar evet petrole bağımlı değil ama analistler petrol fiyatı 140 doların üzerinde kalıcı olursa resesyonun kaçınılmaz olduğunu söylüyor ve tabii hürmüz boğazının süresiz kapanması ise bu eşeği çok daha hızlı aşacakmış anlamına geliyor açıkçası dünya jeopolitiği ile ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Bir de şimdi Türkiye’ye gelelim. Dün Türkiye’de malum çok kritik bir gelişme yaşandı. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplandı. zaten toplanacaktı yani sürpriz bir şey değil ama politika faizinde %37’de sabit tuttu. Zaten sabit tutması bekleniyordu. Ha tabii savaştan evvel indirmesi bekleniyordu faizi bir miktar belki 36’ya çekeceklerdi ama savaştan sonra bu beklenti değişmişti. Eee bunu da gene çarşamba günü konuşmuştuk. Pazartesi de konuşmuştuk. Ben belki şey yaparlar diyordum. Yani faizi indirirler ama koridoru eee gene 40’tan vermeye devam ederler. Aslında hani indirmiş gibi yaparlar ama onu da yapmadılar. İndirmiş gibi de yapmadılar yani. Hiç ne indirmiş gibi yaptılar ne indirdiler açıkçası. Gecelik borç verme faizi de 40’ta kaldı. Eee, neden peki faiz indirimi yapılmadı? Tabii ki çünkü jeopolitik ortam buna izin vermiyor. Savaşın başlamasıyla beraber işte bu küresel risk iştiğında ciddi bir değişiklik var. Riskli varlıklardan sermaye çıkışı hızlanmış vaziyette ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde de bu etki en çok hissedilen eee en çok hissediliyor diyelim. Merkez Bankası işte 1 Mart’ta bazı tedbirler almıştı. Bunu da yine bu kanalda konuştuk. Haftalık repo fonlamasını durdurmuştu. Piyasadaki fazla likiditeyi çekmişti Türk Lirası likiditesini. Bunun sonucunda da bankalar arası piyasada gecelik faiz koridorun tavanı olan %40’a yükselmişti. Yani fiilen faiz artışı yapılmadan bile zaten faizler arttırılmıştı. Şimdi karar metnine baktığımızda bazen o karar metnindeki ufak tefek detaylar da önemli olabiliyor. Demişler ki enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Yani bu cümle gerekirse faiz arttırımı da yapabiliriz anlamına geliyor. Önceki metinlerde mesela 2026 için %16 2027 için %9 somut ara hedefleri atıf yapılıyordu. Şimdi bunlardan bahsedilmiyor herhalde. Yani bunların atmaz sonu hedefleri olduğunu sanırım artık Merkez Bankası da gördü. Amian tadıyla konuşalım. eee, artık ulaşılabilir olacağını düşünmediğini gösteriyor açıkçası bu hedeflerin Merkez Bankası’nın. Ya da işte belki olağanüstü belirsizlik ortamında kendini rakamlara bağlı bağlamak da istemiyor denebilir. Bilmiyorum daha hafifiyle. Beklentilere göre Nisan toplantısında faiz yine sabit kalacak burada. Onu da söyleyelim şu an için. En azından tabii jeopolitik gerilimler azalırsa belki işte indirim masaya gelebilir. Bakıp göreceğiz. Ama kur baskısı devam ederse veya enerji fiyatları enflasyonu hızlandırırsa faiz arttırımı bile gündeme gelebilir maalesef. Yani burada çok sıkışmış bir tablo var. Hani bütün aslında reel sektörde faiz indirimlerini hasretle bekliyordu. İlkbahar ve yazda. Bu gecikecek gibi gözüküyor en iyi beklentiyle. Tabii reel sektör buna ne kadar dayanabilecek bunu hep beraber göreceğiz. Dünkü ikinci büyük haber ise cari açık verisiydi. O da bomba bir haber. Ocak ayında cari işlemler açığı 6.8 milyar dolar tek bir ayda gerçekleşti. Beklenti 5.4’tü bu arada. Eee yani yani şöyle bazı bekl hani en yüksek beklenti öyleydi diyelim. Ortalama tahmin 4.8’di. Çok üzerinde bunların. Cari açık ne demek? Hani gene çoğunuz biliyorsunuzdur eminim ama hatırlatalım. Bir ülke dışarıdan aldığı mal ve hizmetler için dışarıya sattığından daha fazla ödeme yapıyorsa cari açık veriyor. Y büyük büyük çoğunlukla dış ticaret açısından geliyor cari açık. Eee bu da tabii o ülkenin dış finansmanı. Yani dediğim gibi dolar basamayacağınıza göre, döviz basamayacağınıza göre sahte matbaada dışarıdan gelen dövize ihtiyacınız olduğu anlamına geliyor. Dışarıdan gelen paraya ihtiyacınız olduğu anlamına geliyor. Türkiye gibi enerji ithalatçısı bir ülke için tabii petrol fiyatları yükseldiğinde cari açık otomatikman büyüyor. Çünkü enerji faturası eee kabarmış oluyor. Tabii şu var yani daha savaş olmamıştı. Bu Ocak ayı rakamlarından bahsediyoruz. Şubat, Mart’ta çok daha kötü gidebilir. Bunu da söyleyelim. Bu Ocak ayının bu kadar yüksek gelmesinin bir sebebi de aslında metodoloji değişikliği olduğu söyleniyor. Borçlanma senetlerine yönelik faiz ödevlerinin hesaplanmasında yeni bir yöntem uygulanmaya başlanmış ve bu revizyon 2020 Eylül’den itibaren bütün cari açık istatistiklerini yukarı çekiyor ve 2025 yılı sonu cari açığı 4.8 milyar dolar mesela yukarı revize edildi. 30.1 milyar dolar oldu 2025’in cari açığı bile. Ama asıl önemli olan ileriye dönük tahmin. Şimdi enerji fiyatlarındaki artış ve metodoloji değişikliği hesaba katıldığında 2026 sonu cari açık tahminin şu anda 50 milyar doların bile üzerine çıkabileceğ eee yani gayri safi yurtçı hasılanın da bu % neredeyse 3’üne tekabül ediyor. Şimdi geçen yılki 30 milyar 30.1’e göre çok yüksek bir sıçrama olabilir bu tabii. Yani bunda petrol fiyatlarının seyrine bağlı. Hani 100 doların üzerinde ne kadar kalıcı olacak? 150’yi görecek mi? Belki 150’nin üzerinde kalıcı olur mu? Bunlara bağlı. Ama 100 doların üzerinde olursa hakikaten kalıcı olursa 100 doların üzerinde bu rakam daha da yukarı gidebilir maalesef. Bu ciddi yani hakikaten de yani şimdi aslında burada bir ayrıştırma yapmak lazım belki de. Altın ve enerji hariç baktığımızda Türkiye’nin cari dengesi aslında fazla vermiş. 33.8 milyar dolar. Ne demek bu? Türkiye’nin temel üretim ve hizmet yapısı aslında dış ticarette fazla üretiyor ama enerji faturası ve altın ithalatı bu fazla yiyip açığa çeviriyor. Ya bu da aslında Türkiye’nin enerji bağımlılığının ne kadar yapısal bir sorun olduğunun da bir göstergesi açıkçası. Eee yine 4 6 Mart haftasında özür dilerim Türkiye’den yabancı yatırımların çıkışı yaptığını görüyoruz. Hisse senedi portföyünden 800 milyon dolar, devlet tahvilinden 1 milyar700 milyon dolar, swap kanalından 5 milyar700 milyon dolarlık çıkış var. Toplamda yabancı portföy çıkışı 8 milyar300 milyon dolar. Eee, TL cinsinden bakıldığında çıkış 8.2 milyar dolar. Bu rakamlar neyi gösteriyor? Savaş ortamında tabii küresel yatırımcılar piyasalardan çıkıyorlar. Carryit rate yani yüksek faizden yararlanmak için Türk lirası varlıklara yatırım yapma stratejisi risk ortamında çözülüyor. Eee, ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın brüt devüz rezervleri de geriledilmiş vaziyette bu arada tabii bundan kaynaklı olarak. Çünkü kuru savunmak için ciddi rezerv harcıyor açıkçası. Yurt içinde ise aslında farklı bir tablo var. Döviz mevduatında büyük bir hareket yok. Gerçek kişi ve şirketlerde yalnızca 100 milyon dolarlık bir yükseliş olmuş bizim döviz mevduatımızda. Yani Türkiye’de yerleşiklerin ama döviz cinsinden emeklilik ve yatırım puföyleri 700 milyon dolar artmış. Yani insanlar aslında biraz belki şu an henüz panik halinde dövize koşmuyorlar ama eee kurumsal tarafta bir dövize yönelme eğilimi var. Bu da aslında bir hassas bir dengede olduğumuzu gösteriyor açıkçası. eee, dolar kırı bugün işte 44 liranın biraz üzerinde 4419 civarında başladı. Bilmiyorum yayın sırasında arttı mı ama 5 yıllık CDS primi 264 bas puanda. Bu da aslında yükselmiş noktada. Dolayısıyla bu da birazcık e Türkiye’nin borçlanma riskinin arttığı anlamına geliyor. 2 yıllık gösterge faizi 39.04’e çıktı. BIST 100 endeksi haftayı artışla kapattı ama eee açıkçası yani çok böyle eee umut vadetmiyor diyelim yatırımcılara. E küresel tarafta SP500’ün düştüğünü, Dow Jones’un düştüğünü gördük. Wix endeksi 27.3’e, korku parametresi bu. Korku barometresi biraz piyasanın 27.3’e yükseldi. Eee, böyle altın sakin, gümüş nispeten sakin. Ufak oynamalar var ama henüz eee, çok ciddi sert hareketleri görmüyoruz en azından. Eee, tabii burada bir enteresan bir şey de var. Şimdi normalde savaş ortamında altının çok daha sert yükselmesini bekleyebilirsiniz belki ama tabii petrol fiyatlarındaki artış Amerika’da enflasyon beklentisini yükseltiyor. Bu da Fed’in faiz indirmekte zorlanacağı anlamına geliyor. Eee yüksek faiz beklentisi tabii doları nispeten güçlendiriyor ve dolar cinsinden fiyatlarının altını baskılıyor. Böyle bir etki de var açıkçası. Yine de tabii 5.000 doların üzerinde olması yine tarihsel zirvelere çok yakın. Yani hani böyle bir ciddi bir düşüş de görmüyoruz açıkçası. Bu da aslında yine güvenli eee liman talebinin ne kadar da güçlü olduğunu eee gösteriyor. Bir de bu arada dün açıklanan bültenlerden bir veriyi daha paylaşmak istiyorum sizle son olarak. Ocak ayı perakende satış hacmi altın hariç %0.8 artmış. Yıllık bazda da %11 civarında bir artış var. Yani tüketim harcamaları çok güçlü seyrediyor. Ama aynı dönemde sanayi üretimi yıllık %1.8 daralmış. Ne demek bu? Türkiye’de insanlar harcamaya devam ediyorlar. Bunu daha evvelen de biraz konuşmuştuk. Her ay geldikçe aynı rakamlar birbirini destekliyor. Aslında Türkiye’de insanları harcamaya devam ediyorlar ama üretim tarafı buna ayak uyduramıyor. Tüketim güçlü ama üretim zayıf ve bu ayrışma hem enflasyon hem cari açık açısından çok riskli bir tablo. Çünkü tükettiğimizi kendimiz üretmiyoruz. Eğer üretmiyorsak yani üretim tüketim kadarı artmıyorsa ithal etmek durumundayız ki işte ithalat artışı cari açığı büyütüyor. Tüketim baskısı da fiyatları yukarı itiyor. Bu da bir kısır döngü yaratıyor ve enerji fiyatlarındaki sıçrama ile birleştiğinde tabi bu Türkiye’deki makroekonomik dengeleri mahvediyor, bozuyor. Eee şubat ayı kartlı harcama verileri bir miktar reel düşüşe işaret ediyor. Yani belki tüketimde hafif bir soğuma başlıyor mu acaba denebilir ama bu tabii ve o eğer böyleyse eğer hem enflasyon hem cari denge açısından olumlu bir sinyal olabilir ama henüz bence yorum yapmak için erken. Bunu da söyleyelim. E bir de tabii Şubat ayında 28 gün olduğunu da vurgulamak lazım tabii ki. Eee Ocak’taki 31 ve Martaki 31 güne eeeyen farklı olarak diyelim 28 29 gün neyse bugüne bir de yurt içinde şimdi bugünkü takip ettiğimiz verilerden kısaca bahsedeyim. Bugün yurt içinde Ocak ayı hizmet ve inşaat üretim endeksleri gelecek. Mart ayı piyasa katılımcıları anketi açıklanacak. Enflasyon beklentilerini göreceğiz piyasanın. Eee yani en son 2026 için 24.1 %24.1 enflasyon bekleniyordu. Muhtemelen bu yukarı çekecek. Yukarı çıkacak bugünkü açıklamada küresel tarafta Amerika’da Ocak ayı çekirdek tüketim harcamaları enflasyonu ve 2025 4 çeyrek gayri safi yurttişi hasıla büyümesi açıklanacak. eee çekirdek enflasyonları %3 seviyesinde. Büyüme de eee öncü verilerde 1.4 civarına gelmişti. Bakalım göreceğiz. Ama tabii bu veriler geçmişe ait veriler. Yani savaşın eee gidişatı burada yok. Eee bu verilerde. Dolayısıyla piyasa geçmişe ait verilerde çok da fazla etkilenmeyecek gibi gözüküyor. Çok böyle inanılmaz bir revizyon vesaire olmazsa. Çünkü piyasa şu anda geçmişe değil geleceğe bakıyor. Savaşın ekonomik etkilerine bakıyor. Ya sonuç olarak aslında herkesin kafasındaki temel soru belki şudur. Bu sadece geçici bir eee savaş fiyatlaması mı yoksa yeni bir küresel petrol enflasyon krizinin başında mıyız? Cevap aslında büyük ölçüde bence hürmüz boğazının ne zaman açılacağına bağlı. Eğer çatışma mesela bu hafta sonu aniden sona erer ve boğaz açılırsa birkaç haftada normalleşme görebiliriz. Ama savaş haftalarca sürerse ki şu anda öyle olacak gibi gözüküyor. 1970’lerin o stakfilasyon senaryosu hakikaten ciddi bir olasılık haline geliyor bence. Türkiye açısından da tablo özellikle hassas. Enerjide %100’e yakın dışa bağımlıyız. Cari açık hızla artıyor. Merkez Bankası faiz indiremez konumda. Hatta arttırmak zorunda kalabilir. Yabancı sermaye çıkışı sürüyor. Rezervler eriyor. CDS primi yükseliyor. Tüketim güçlü ama üretim zayıf. Bunlar hakikaten çok karamsar eee bir tablo çiziyor bize bu. Ama bir şey de unutmamak lazım aslında. Türkiye’nin altın ve enerji hariç cari fazla vermesi aslında temel ekonomik yapısının da çok da kötü olmadığını gösteriyor. Sorun yapısal enerji bağımlılığı ve jeopolitik şoklara karşı kırılganlık ki bu kriz işte belki de Türkiye’nin enerji politikasını, dış denge stratejisini ve makroekonomik dayanıklılığını eee yeniden sorgulaması, belki de işte kurumsal reform kapasitesini yeniden sorgulaması belki ülkede bir şeylerin değişmesi için bir bilmiyorum bir ortam yaratır. Yani bunu da e bir olumlu şey olarak söylemiş olayım açıkçası. Son bir nokta daha ekleyeyim. Eee, Kızıldeniz biliyorsunuz 2025 boyunca Husilerin Yemen’deki Husilerin saldırıları nedeniyle büyük ölçüde kapalıydı. 2026’da yeniden açılması bekleniyordu. Bu da küresel nakliye maliyetlerini düşürecek ve tüketici fiyatlarını rahatlatacaktı. Ama şimdi bu savaşla beraber Kızıldeniz’in 2026 boyunca da kapalı kalması bekleniyor. Çünkü Yemen İran’ı destekliyor biliyorsunuz. Yani dünya ticaretinin iki kritik su yolu hem hürümüz hem kızıldeniz fiilen kullanılamaz halde. Bu da tabii küresel tedarik zincirlerini ciddi şekilde bozuyor. Limanları tıkıyor. Bir ay daha sürerse mesela hakikaten geciken teslimatlar fiyatlara yansıyacak ki yalnız enerji değil dediğim gibi konuşmanın başında da söyledim. İşte plastik su şişesinden damacana eee pek çok üründü aslında naylon poşet bile mesela değil mi? Aslında bu da petrokimya ürünü. eee, pek çok tüketim alı etkilenecek açıkçası ve kısacası dünya ekonomisi hakikaten Türkiye de öyle biraz bıçak sırtında ve Türkiye coğrafi konumu maalesef hani İran’a yakınlık anlamında maalesef diyorum yani savaşa yakınlık anlamında enerji bağımlılığı ve finansal yapısıyla bu bıçak sırtının en dar yerinde duruyor. Ama tabii şunu da her zaman unutmamak lazım. Kriz dönemleri aynı zamanda fırsat dönemleri de çok söylenir ya bu krizi fırsata çevirmek çok böyle biraz eee goygoy olarak da kullanılan bir laftır maalesef. Ama hakikaten doğru politikalarla bu süreçten güçlenerek çıkmak da mümkün. Önemli olan panik yapmadan verilere bakarak sakin ve rasyonel bir şekilde değerlendirme yapmak. Ve ben de açıkçası bu kanalda bunu yapmaya çalışıyorum. Elimden geldiğince piyasaları da yakından izlemeye devam edeceğim. Bir hafta sonu bir tematik yayınımız olur. Eee pazartesi sabahı da bir canlı yayınla karşınızda olmayı hedefliyorum. Eee şimdi hemen hızlıca sorulara da bakalım. Eee neler var diye. Eee dediğim gibi soruların hepsine cevap veremiyorum canlı yayından ama eğer eee cevaplamadığım soru olsa lütfen kanalın videonun altına yazın. Gün içerisinde mutlaka cevap veririm. Eee, hocam bir şeyi merak ediyorum. Efsane mi, gerçek mi? Cevd Takçı hocanın derslerinin efsane olduğu ekonom okumayan öğrencilerin bile vallahi Boğaz içinde öyle bir şey söz konusu değil. Bilmiyorum. Daha sonradan Koç’a geçti. Koçta öğretmen yani öğretim üyeliği yaptı Koç Üniversitesi’de. Belki orada öyledir ama Boğaz içinde ben böyle bir şey hatırlamıyorum açıkçası. Eee, bu gidişle beraber bisiklete döneceğiz. Evet. Ben motosiklet kullanıyorum. daha az benzin harcıyor. Eee, fark yeri ücreti de ödemiyorsunuz pek çok yerde. Dolayısıyla aslında bir avantaj olabilir. Geçen haberlerde çıktı. Bu gıdalarda köpürklü, zımbırtı, plastik kapkacak tamamen yasaklanacak deniyordu. Evet. Herkes neden İran’a kızıyor? Savaşı başlatan ben kızmıyorum İran’a. Hani ben İran’a bir şey kızmadım. Herkesi bilmiyorum kim kızıyor ama eee ben İran’a kız yani öyle bir tepkim söz konusu değil. Hani savaş böyle hani iki tarafta birbirini vuracak yani bu böyle bir şey. İran kendini savunuyor. Benim baktığım bakış açısı ki İran’daki siyasi eee sistemde vesaire falan hiçbir ortak noktam olmamasına rağmen öyle bir kızgınlığım söz konusu değil. Amerika zaten ihracatçı. İran’ın günlük 1 milyon varil üretimi var. Evet. Ama Amerika’nın petrolü kendine yetmiyor. Bunu da söyleyelim. Eee İran sağlam vuruyor. Peki olabilir. Doğru. Bir de başka yorumlara bakmaya çalış. İsrail yanıyor olabilir. Eee, Polonya’dan sığınak yapılıyor. Ben fazla kaçırdım yani. Evet. Bir İncirlik üzerinde yani İncirliğe gelen bir füze miydi yoksa İncirliğin üzerinden geçip de belki işte başka bir yere mi gidiyordu Kıbrıs Rum? Gerçi oradan niye geçsin yani o da bir saçmalık ama eee bir füzenin vurulduğu söyleniyor havada. Eee ama çok da ayrıntılı bir bilgi yok açıkçası. Ben de bilemiyorum. Televizyonda da vardı ama yani sonuçta yani İncirliye mi geliyordu o füze? O konuda bir bilgim yok açıkçası. Bakalım. Eee, plastik ürünler. Evet arkadaşlar, tüketmemek mümkün mü? Hangi kalemler? Yani bu tabii size kalmış. Sizin bireysel ihtiyaçlarınıza da bağlı. Ben şimdi çıkıp da size böyle buradan ders verecek, şunu almayın, bunu almayın diyecek bir noktada değilim. Ama tabii ki bence de eee biraz dikkatli olmakta, tasarruflu olmakta fayda var. Artık nereden yapabileceğiniz biraz size bağlı. Sizin tüketim sepetinize bağlı açıkçası. Eee, bakalım başka ne var? Şuna bakalım. Altın savaş fiyatlamasını önceden yaptı. Yani büyük ölçüde evet belki yaptı denebilir ama eee, yani bilemiyorum. Eee, düştü dedikleri piyasalar en tepe noktasına %10 falan düşmüş durumda. Piyasayı yukarı ittirmeye çalışıyorlar sürekli ama sanki dipte algısı var hep. Yani o algılar genelde hep algı yönetimi vardır piyasalarda. Bu böyle bir şey maalesef. Eee, başka İngilizce bazı yorumlar var. Eee, hocam rezervlerle ilgili anlamadığım bir konu var. Türk lirası uzlaşmada bir hafta vadeli satış satılan döviz nasıl oluyor da rezerv miktarını etkiliyor. Türk lirası uzlaşmasına tutar TL olarak ödenmiyor mu? Evet, doğru bir noktaya temas ediyorsunuz açıkçası ama şöyle düşünmek lazım. Burada Türk lirası uzlaşmalı vadeli satışlarda vade sonunda gerçekten dolar el değiştirmiyor. Fark TL olarak ödeniyor. Dolayısıyla aslında bu işlemler tek başına doğrudan rezerv azaltmaz. Ama Merkez Bankası burada iki ayrı kanal kullandı. Birincisi spot piyasada doğrudan döv satışı yaptı. Rezervdeki düşüşün asıl kaynağı bu. İkincisi de vadeli piyasada Türk lirası uzlaşmalı satım işlemleri başlattı. Şimdi bu ikinci kanal daha çok piyasa psikolojisi ve kur baskısını azaltma işlevi görüyor ve bankalar bu kontratları aldığında sentetik bir e döviz pozisyonu edinmiş oluyor ve spot piyasadan fiili dolar alma ihtiyaçları azalıyor. Yani vadeli taraf aslında dolaylı olarak spot piyasayı ve dolayısıyla rezerv üzerindeki baskıyı hafifletiyor birazcık ama haftalık verilerdeki sert rezerv düşüşü esas olarak spot eee satışlardan kaynaklı. Bunu da söylemiş olalım. Eee savaş işrahi bitinceye kadar Evet göreceğiz. eee temeddü yatırımı ne düşünüyorsunuz? Yani temeddü yatırımı borsaya yatırım yapmanızı gerektiren bir olgu. Eee ben daha evvelden de söylemiştim. Şu anda borsada herhangi bir şahsi olarak bir yatırımım yok ama bu hani karlı fırsatlar olmayacağı anlamına gelmiyor. Size kalmış. Eee diyelim. Şöyle yapalım isterseniz gene burada ben yayını sonlandırayım çünkü 25 dakikanız yok. 30 dakikayı kesinlikle geçmemeye çalışıyorum. Sizden ricam eee eğer sorunuz varsa, cevaplamadığım soru varsa lütfen ve lütfen, eee, kanalın altına sorunuzu yazın ve oradan devam edelim. Aynı zamanda hazır bayağıdır göstermeyelim. Şu an gösteresim geldi bir anda. Bir bu hesapta bir gariplik var. Ekonomiyle kandırılmak kitabım Kırmızı Kedden çıkmıştı zaten Haziran ayında. İkinci baskısı da yapmıştı. üçüncüsüne doğru gidiyor. Eee, hakikaten ekonomi hakkında bu kanalda konuştuklarımızı biraz daha derinlemesine ve organize bir şekilde okumak enin, eninizin altında bir referans kaynağı olsun istiyorsanız şiddetle tavsiye ederim. Çocuğunuz veya çocuk akrabanız varsa da bu yeni çıktı. Eee, Şubat başı, Ocak sonunda sen de ekonomistsin kırmızı kedi çocuktan. Eee, bunu da şiddetle tavsiye ediyorum. Eee, yani 714 yaş arasındaki çocukların okuması için uygun bir kitaptır diye düşünüyorum. Dediğim gibi yorumlarınızı, sorularınızı lütfen, eee, videonun altına yazın. Akşam saatlerine kadar mutlaka ama mutlaka cevabını alırsınız. Çok teşekkür ediyorum. Herkese iyi günler diliyorum. Görüşmek dileğiyle.