Brezilya Seçimlerinde Ne Oldu?
Bir cumhurbaşkanı düşünün. İlk turu rakibinin gerisinde bitiriyor. Üç hafta sonra aynı rakibini dört milyondan fazla oyla yeniyor. Kaybeden aday ise yenilgiyi kabul etmek yerine Amerika’ya gidiyor. Brezilya’da yaşanan bu dönüşü yalnızca Lula çok iyi kampanya yaptı diye açıklayabilir miyiz? Bence açıklayamayız. Çünkü burada hem geçim derdi var, hem emeğin değeri, hem de seçmenin karşısındaki iki seçenek arasında yaptığı çok somut bir hesap. Justiça Eleitoral
Kayıt Dışı İktisat’tan herkese merhaba. Ben Ceyhun Elgin. Bugün önce sonuçları netleştireceğiz, sonra Lula’nın ilk turda neden geride kaldığını ve üç haftada neyin değiştiğini konuşacağız. Baştan önemli ayrımı yapalım: Bu seçimde Lula’nın rakibi eski cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro değil, oğlu Flávio Bolsonaro’ydu. Seçimden sonra Miami’ye giden de Flávio. Babasının siyasi mirası önemli ama ikisinin yaptıklarını birbirine karıştırmayalım. Portal da Câmara dos Deputados
4 Ekim 2026’daki ilk turda Flávio Bolsonaro geçerli oyların yüzde 47,03’ünü, Lula yüzde 45,16’sını aldı. Aralarında yaklaşık 2,2 milyon oy vardı. Kimse geçerli oyların yarısını aşamadığı için seçim ikinci tura kaldı. 25 Ekim’de ise tablo tersine döndü. Lula yüzde 51,79’la kazandı, Flávio yüzde 48,21’de kaldı. Oy farkı bu kez Lula lehine yaklaşık 4,4 milyondu. Lula böylece dördüncü kez cumhurbaşkanı seçildi. Portal da Câmara dos Deputados
Bu sonucu gördükten sonra sanki başından beri belliymiş gibi konuşmak kolay. Ama ilk turun ardından Lula’nın ciddi bir sorunu vardı. Rakibi öndeydi ve ikinci turda kazanabilmek için kendi seçmenine güvenmek yetmiyordu. Hem başka adaylara oy vermiş insanlara ulaşması hem de ilk turda sandığa gitmemiş seçmenleri harekete geçirmesi gerekiyordu. Internazionale
Peki iktidardaki Lula neden geride kaldı? Burada kendi siyasi tercihimizi analizimizin yerine koyamayız. Lula’ya sempati duyabilirsiniz ama seçmenin hayat pahalılığına, borçlarına ve hükümetin eksiklerine ilişkin şikâyetlerini yok sayamazsınız. Reuters’in seçim haberlerinde de fiyat artışları, İşçi Partisine yönelik yıpranmışlık ve geçmiş yolsuzluk tartışmaları, seçmen tepkisinin nedenleri arasında yer alıyor. Demek ki ilk turda verilen mesajın bir kısmı doğrudan hükümete yönelikti. UOL Notícias
Bir iktidarın geçmişte yoksulluğu azaltmış olması, bugün herkesin hayatından memnun olduğu anlamına gelmez. Evine daha az alışverişle dönen insana yıllar önce ne kadar başarılı olduğunuzu anlatabilirsiniz. Dinler, belki takdir de eder. Ama ertesi gün yine markete gidecektir. Seçmen geçmişteki hizmetlerinize teşekkür etmekle gelecek dönem için size oy vermeyi birbirinden ayırabilir. Bunu nankörlük saymak siyasi olarak da yanlış olur.
İkinci turda ise seçmenin önündeki soru değişir. İlk turda iktidara duyduğu öfkeyi göstermek için başka bir adaya oy veren insan, iki seçenek kaldığında yeniden hesap yapar. Lula’dan memnun olmamak, Flávio’nun yönetimini istemekle aynı şey değildir. Bence bu seçimde en kritik ayrımlardan biri bu. İktidara yönelik bütün şikâyetleri, otomatik olarak rakibine verilmiş bir yetki gibi okumamak gerekiyor. Birinci turda sizi uyaran seçmen, ikinci turda karşısındaki alternatifi daha sakıncalı bulduğu için size dönebilir. Bu, bütün eleştirilerini geri aldığı anlamına da gelmez.
İlk tur kampanyasının dili de bu mesafeyi büyütmüş görünüyor. Reuters’in kampanya içinden aktardığına göre Lula’nın ekibinde, egemenlik ve kritik madenler gibi konuların gençlere ve kadınlara yeterince ulaşmadığı düşünülüyordu. Hatta televizyon reklamlarından biri bütünüyle nadir toprak elementlerine ayrılmıştı. Bunlar önemsiz meseleler değil. Ama insanın günlük kaygılarıyla bağlantı kuramadığınızda, ülkenin geleceğini anlatırken seçmenin bugünkü hayatını ıskalayabiliyorsunuz. Internazionale
İkinci turda anlatı bu yüzden değişti. Hükümetin yaptıklarını sıralamak yerine, sosyal programların insanların hayatındaki karşılığı ve olası bir iktidar değişikliğinde ne olacağı öne çıkarıldı. Ancak dikkat: Flávio sosyal yardımları kaldıracağını söylemiyordu; Bolsa Família programını koruyacağını açıklamıştı. Dolayısıyla ortada bütün yardımlar kesinlikle kesilecekti diye anlatabileceğimiz bir durum yok. Seçmene sunulan, bu kazanımların hangi siyasi çizgide daha güvende olacağına ilişkin bir tartışmaydı. Internazionale
Flávio’nun ekonomik önerisi de burada sorgulanmaya açıktı. Federal bütçede iki yüz milyar reallik düzeltme vaat ediyor, sosyal harcamalara dokunmayacağını söylüyordu. Kaynak olarak bakanlıkların azaltılmasını, kamu şirketlerindeki kötü yönetimin giderilmesini ve kamu gayrimenkullerinden gelir sağlanmasını gösteriyordu. Böyle bir öneriye sorulacak soru basit: Bu kaynaklar gerçekten yeterli mi ve kalıcı mı? Seçmene hem büyük tasarruf hem hiçbir kayıp vaat ediyorsanız, aradaki hesabı açıklamanız gerekir. Tartışmanın yalnızca kimin daha tutumlu göründüğüne sıkışmaması bu yüzden önemli. MarketScreener
Tam burada kampanya cümlelerinin ötesine geçen somut bir gelişme var. İki tur arasında, 16 Ekim’de, Brezilya Kongresi altı gün çalışma, bir gün dinlenme düzenini değiştiren anayasa değişikliğini ilan etti. Düzenleme ücret azaltılmadan iki günlük haftalık dinlenmeyi ve çalışma süresinin kademeli olarak kırk saate indirilmesini öngörüyor. Yani seçim günü herkes kırk saat çalışmaya başlamış değildi. Bir geçiş takvimi vardı. www12.senado.leg.br
Bunu yalnızca Lula’nın kişisel hediyesi gibi sunmak da doğru olmaz. Meclis süreci, farklı partiler ve yıllardır bu talebi savunanların emeği var. Ama Lula’nın desteklediği bu değişikliğin ikinci tur öncesinde somutlaşması, ona güçlü bir ekonomik konu sağladı. Flávio da sonunda düzenlemeyi geri çevirmeyeceğini söyledi. Böylece tartışma, yalnızca kimin daha iyi konuştuğundan çıkıp çalışanın hayatında ne değişeceğine geldi. Portal da Câmara dos Deputados
Haftada altı gün çalışan bir insanı düşünün. Tek izin gününde çamaşırını yıkayacak, alışveriş yapacak, evini toparlayacak, çocuğuyla ilgilenecek. Dinlenmeye ne kalacak? İkinci bir boş gün, yalnızca takvimdeki bir kutucuk değil. İnsanın kendi hayatına ayırabileceği zaman demek. Refahı sadece maaşla ölçtüğümüzde bunu kaçırıyoruz. Aynı ücretle daha az çalışabilmek de ekonomik bir kazanımdır. Elbette uygulamanın istihdama ve işletmelere etkisi ayrıca izlenmeli.
Bunun yanında, Ocak 2026’dan itibaren aylık vergilendirilebilir geliri beş bin reale kadar olanlar için gelir vergisinin sıfırlanması da yürürlükteydi. Bu, ikinci turda birden icat edilmiş vaat değildi. Fakat vergi indirimiyle dinlenme hakkını birlikte düşündüğünüzde, siyasetin insanlara hangi dilden ulaşabileceğini görüyorsunuz: Ay sonunda elinde ne kalıyor ve o parayı kazanmak için hayatının ne kadarını veriyorsun? Benim için meselenin ekonomik özü burada. Serviços e Informações do Brasil
Tabii iyi bir ekonomik mesajın olması, kendiliğinden sandığa yansıyacağı anlamına gelmiyor. Şimdi dönüşün aritmetiğine bakalım. Lula ilk turdaki yaklaşık 53,9 milyon oyunu ikinci turda 64,3 milyona çıkardı. Yaklaşık 10,4 milyonluk artış. Flávio’nun oyları da azalmadı; 56,1 milyondan 59,8 milyona yükseldi. Yani yaklaşık 3,7 milyon arttı. Lula’nın başarısı, rakibi oy kaybederken yerinde durması değil, desteğini çok daha fazla genişletmesiydi. noticias.uol.com.br
İki tur arasında sandığa gidenlerin sayısı yaklaşık üç milyon arttı. Boş ve geçersiz oylar da azaldığı için geçerli oyların toplamındaki artış yaklaşık 4,8 milyona ulaştı. Buna ilk turda diğer adaylara verilmiş oyları ekleyin. İkinci tur, ilk turun aynı seçmenlerle yapılan basit bir tekrarı değildi. Katılımın ve geçerli tercihlerin değiştiği yeni bir yarıştı. noticias.uol.com.br
Buradan herkesin tek tek ne yaptığını okuyamayız. Lula’ya eklenen her oy, daha önce sandığa gitmemiş bir kişiden gelmedi. Başka adaylardan geçişler, boş oydan geçerli oya dönüşler ve adaylar arasında hareketler de olabilir. Ama toplam sonuç net: Lula, ilk turdaki sınırının çok ötesine geçti. Dolayısıyla sorumuz şu olmalı: İnsanların sandığa gitme ve Lula’yı tercih etme isteği nasıl güçlendi?
Bu genişlemenin coğrafi bir karşılığı da vardı. Lula, ilk turda geride kaldığı Minas Gerais eyaletini ikinci turda yüzde 50,43’le kazandı. Çok dar bir üstünlük ama anlamlı bir dönüş. Burada bütün Brezilya’yı tek bir eyalete indirgemiyorum. Söylemek istediğim, kampanyanın yalnızca zaten güçlü olduğu yerlerdeki coşkuyla sınırlı kalmadığı. İlk turda rakibinin önde olduğu bir yerde de çoğunluğa ulaşabilmişti. Kazanmak için kendi kalabalığınızın büyüklüğünü görmek kadar, o kalabalığın dışındaki insanlara ulaşmak da gerekiyor. Folha de S.Paulo
Kampanyanın sokak ve internet tarafı burada birleşti. Öğrenciler ve toplumsal hareketler çok sayıda şehirde gösteriler düzenledi. Lula daha doğrudan, daha gündelik bir iletişim kurdu; telefonla çekilmiş videolarla seçmene seslendi. Milletvekili André Janones’in WhatsApp üzerinden kurduğu iletişim ağı da büyük bir yayılım sağladı. Agência Brasil, bu ağın on milyondan fazla kişiye ulaştığını aktarıyor. Bunu on milyon oy kazandırdı diye okuyamayız; erişim sayısı oy sayısı değildir. Agência Brasil
Gençlerin rolünü de yalnızca miting görüntülerinden ibaret sanmayalım. Folha’nın haberinde, öğrencilerin kararsızlarla konuşmasının yanında yaşlı yakınlarının sandığa gitmesine yardımcı olmaları anlatılıyor. Bu küçük görünen işler, kampanyanın günlük hayata girdiği yerler. Bir büyüğünüzün ulaşımını planlamak, bir arkadaşınızla birlikte oy kullanmaya gitmek, siyaseti ekranda seyredilen bir tartışmadan çıkarır. İkna bazen çok etkileyici bir lider konuşmasıyla değil, güvendiğiniz bir insanın sizinle kurduğu sabırlı ilişkiyle ilerler. Benim bu seçimde öğretici bulduğum taraflardan biri de bu. Folha de S.Paulo
Ama insanların tanıdığı birinden gelen mesajla, uzakta gördüğü bir reklam arasında fark olabilir. Bir arkadaşınızın sizi konuşmaya çağırması, aileden birinin oy kullanmaya gitmek için plan yapması, yalnız olmadığınızı hissettirebilir. Benim buradaki yorumum şu: Dijital iletişim yüz yüze ilişkilerin yerine geçmedi, onları destekledi. Sokaktaki görünürlük de seçimin çevrilebileceği fikrine inandırıcılık kazandırmış olabilir. Böylece tercih ile sandığa gitmek arasındaki mesafe daralır. Agência Brasil
Bir de Flávio’nun kendi kampanyasında sergilediği tavır var. 23 Ekim’deki son televizyon tartışmasında Lula’nın eksik parmağı üzerinden bir söz söyledi. Lula, fabrikada çalışırken geçirdiği iş kazasında sol elinin küçük parmağını kaybetmişti. Flávio, bir eliyle verdiğini dokuz parmağıyla geri aldığı imasında bulundu. Lula tepki gösterdi, Flávio da özür dilemek zorunda kaldı. Investing.com
Şimdi bunun neden önemli olduğunu düşünelim. Bir siyasetçinin vergi politikasını eleştirebilirsiniz. Bütçesini, vaatlerini, geçmişini sorgulayabilirsiniz. Ama çalışırken parmağını kaybetmiş bir insanın bedenini alay konusu yapmak başka bir şey. Ben bunu yalnızca kötü seçilmiş bir cümle olarak görmüyorum. Emeğin bedelini taşıyan bir yaraya nasıl baktığınızı da gösteriyor. İktisat, fabrikadaki insanı yalnızca maliyet kalemi olarak görüyorsa zaten önemli bir şeyi kaybetmiştir.
Lula’nın cevabı da tartışmayı kendi kişisel incinmesinden çıkarıp çalışma hayatına taşıdı. On yedi yaşında çalışırken yaralandığını ve iş kazası yaşayan emekçileri hatırlattı. Bu olayın seçimi tek başına kazandırdığını söyleyemeyiz. Fakat iki aday arasındaki toplumsal mesafeyi görünür kılan bir sahneydi. Bir tarafta aileden devralınan siyasi isim, diğer tarafta işçilik geçmişini anlatan bir aday. O gece, geçmiş bir özgeçmiş bilgisi olmaktan çıkıp bugünün çalışma koşullarına bağlandı. Agência Brasil
Flávio’yu babasıyla aynı kişi gibi değerlendirmeyelim dedim. Ama babasının temsil ettiği siyasi çizgiden de bağımsız düşünemeyiz. Jair Bolsonaro, 2022’deki seçim yenilgisi sonrasında darbe girişimi nedeniyle 2025’te yirmi yedi yıl üç ay hapse mahkûm edildi. Burada sadece bizim beğenmediğimiz bir sağ siyasetçiden söz etmiyoruz. İktidarı kaybettiğinde demokratik düzeni ortadan kaldırmaya yönelen bir siyasetin yargı önünde hesap vermesinden söz ediyoruz. Supremo Tribunal Federal
Elbette babasının mahkûmiyeti oğlunu otomatik olarak suçlu yapmaz. Ama bir siyasi mirasa talipseniz, o mirasın demokrasiyle ilişkisini açıklamak zorundasınız. Seçmenden yetki isteyen herkes için temel soru aynı: Kaybettiğinizde sonucu kabul edecek misiniz? Demokrasiye bağlılık, kazandığınız akşam yaptığınız konuşmadan çok, kaybettiğiniz akşam sergilediğiniz davranışta anlaşılır. Flávio’nun seçimden sonraki tutumuna da bu nedenle bakmak gerekiyor.
Flávio yenilgiyi kabul etmedi. Oy verme süresinin bazı sandıklarda uzatılmasını gerekçe göstererek seçimin iptalini isteyeceğini açıkladı. Süre uzatma kararının teknik ve hukuki yönleri elbette tartışılabilir. Fakat usule yönelik bir itiraz, tek başına milyonlarca oyun çalındığını kanıtlamaz. Uluslararası gözlemcilerin değerlendirmesi de seçimin sonucunu destekledi. İtiraz hakkı başka, delilsiz biçimde kendini kazanan ilan etmek başka. UOL Notícias
Ardından 28 Ekim’de Flávio, ailesiyle Miami’ye ulaştı. Reuters’e göre hakkındaki kara para aklama soruşturması kapsamında pasaportlarını teslim etmesi istenmişti ve bu emre uymadı. Arjantin ve Ekvador üzerinden Amerika’ya gitti. Kendisi suçlamaları reddediyor ve siyasi baskıya uğradığını savunuyor. Soruşturmayla mahkûmiyeti birbirinden ayırıyoruz. Ama mahkeme emrine uymamak ve ülkeyi terk etmek, ayrıca değerlendirilmesi gereken somut davranışlar. MarketScreener
Üstelik Amerika’ya vardığında önce kendisini seçilmiş cumhurbaşkanı ilan eden bir metin yayımladı, sonra bu ifadeyi lider olarak değiştirdi. Trump’a kendisini kabul ettiği için teşekkür etti. Şimdi benim itirazım şu: Halkın iradesini savunduğunuzu söyleyip o irade sizi seçmediğinde başka bir ülkenin desteğine yaslanamazsınız. Milliyetçilik meydanda kullanılan bir slogan değilse, kendi ülkenizin seçmenine ve hukukuna karşı sorumluluk da gerektirir. Investing.com
Bu kaçış, seçimdeki yenilgiyi açıklayan bir neden değil; seçimden sonra yaşandı. Ama yenilgiye nasıl tepki verdiğini gösteriyor. On milyonlarca insan size oy vermişken onların muhalefetini demokratik yollarla temsil etmek de bir sorumluluktur. Sonucu tanımayıp dışarıdan meşruiyet aramak, seçmene hizmet etmekten çok kişinin kendi siyasi iddiasını her şeyin üzerine koymasına benziyor. Bunu eleştirmek için hakarete ihtiyacımız yok.
Peki Lula kazandı diye Brezilya’nın sorunları çözüldü mü? Hayır. Flávio yaklaşık altmış milyon oy aldı. Ayrıca sağ, Kongrede gücünü artırdı. Bolsonaro’nun Liberal Partisi yeni dönemde 121 milletvekili ve 29 senatörle temsil edilecek. Dolayısıyla cumhurbaşkanlığını kazanmak, yasama organında istediğiniz her şeyi yapabileceğiniz anlamına gelmiyor. Lula, seçim zaferinin ardından zor pazarlıklarla karşılaşacak. Justiça Eleitoral
Burada Lula’nın önündeki tehlike, seçimi kazandıran toplumsal enerjiyi yalnızca seçim günü gerekli görmesi. Çalışma koşullarını iyileştirmek, kamu hizmetlerini güçlendirmek ve hayat pahalılığıyla mücadele etmek uygulama gerektirir. İnsanlar oy verdikten sonra yeniden yalnız bırakıldıklarını hissederse, bugünkü destek yarının hayal kırıklığına dönüşebilir. Hele bir seçmen size büyük bir sevgiyle değil, rakibinizi daha tehlikeli bulduğu için oy verdiyse, güvenini kazanmak için ayrıca çalışmanız gerekir.
Ekonomik vaatlerin mali tarafını da konuşmak zorundayız. Sosyal politikaları savunmak, bütçeyi yok saymak demek değildir. Ama bütçeyi dengelemenin tek yolunu dar gelirlilerin haklarından kesmekte aramak da tarafsız bir iktisat yaklaşımı değildir. Vergiyi kim ödüyor, kamu kaynağından kim yararlanıyor, hangi harcama gerçekten işe yarıyor? Yeni dönemin tartışması bunlar olmalı. Seçim kampanyasındaki yakınlık, yönetimde de somut bir karşılık bulmalı.
Çalışma süresini azaltırken küçük işletmelerin nasıl uyum sağlayacağını, fazla mesainin nasıl denetleneceğini, çalışanların kayıt dışına itilmesinin nasıl önleneceğini de düşünmek gerekir. Kâğıt üzerindeki hakla fiilen kullanılabilen hak aynı şey değildir. Ücret korunacak diyorsanız, işçinin o ücreti gerçekten alıp almadığını izleyeceksiniz. Ekonomi politikası, iyi bir düzenlemeyi ilan ettiğiniz gün bitmiyor; asıl uygulamada sınanıyor.
Dolayısıyla ilk turdan ikinci tura ne değişti sorusunun cevabı bence şu: Lula yalnızca kendisini daha iyi anlatmadı. Kampanyayı insanların çalışma süresine, gelirine ve haklarına yaklaştırdı; destekçilerini yeniden harekete geçirdi. Flávio ise ilk turdaki üstünlüğünü yeterince genişletemedi. Karşısındaki seçmenin yalnızca hükümetten şikâyetçi olmadığını, onun nasıl bir iktidar kuracağından da kaygı duyabileceğini hesaba katmak zorundaydı. Folha de S.Paulo
Bu seçimden çıkaracağım ders, doğru adayın er ya da geç mutlaka kazanacağı değil. Hiçbir sonuç kendiliğinden gelmiyor. İnsanların şikâyetlerini ciddiye almak, onlara somut bir gelecek göstermek ve sandığa katılmalarını sağlamak gerekiyor. Siyaset, vatandaşa geçmişte yaptıklarının faturasını çıkarıp sadakat istemek değil. Bugün yaşadığı hayatı anlayabildiğini göstermek.
Size de şunu sorayım: Sizce Lula’nın dönüşünde en etkili olan neydi? Çalışanların hayatına dokunan ekonomik gündem mi, sokağın ve dijital iletişimin birlikte kullanılması mı, yoksa Bolsonaro çizgisinin yeniden iktidara gelmesine duyulan kaygı mı? Ben bunların birbirini güçlendirdiğini düşünüyorum. Ama başarının kalıcı olup olmadığını seçim gecesindeki kutlamada değil, insanların bundan sonra nasıl yaşayacağında göreceğiz.