Savaş Yavaşlıyor, Korku Bitmiyor: Bu Ortamda İnsan Parasını Nereye Koyar?
Bu Bölüm Hakkında
Prof. Dr. Ceyhun Elgin, Lübnan ateşkesi ve İran müzakereleriyle birlikte jeopolitik gerginliğin yavaşladığı ancak ekonomik kaygıların sürdüğü 17 Nisan 2026 günü canlı yayın gerçekleştiriyor. Petrol fiyatlarının 100 dolar civarında seyretmesi, Türkiye bütçesinde ılımlı iyileşme ve yabancı yatırımcının swap kanalıyla geri dönüşü olumlu sinyaller verse de hane halkının güven bunalımı derinleşiyor. Yayın; piyasaların hızlı fiyatlamasıyla reel ekonomideki yavaş iyileşme arasındaki makası ve bunun yarattığı psikolojik gerginliği mercek altına alıyor. Belirsizlik döneminde bireysel yatırımcı için 'en yüksek getiri' değil 'en az pişmanlık' ilkesiyle hareket etmenin önemi vurgulanıyor. Vade, çeşitlendirme ve likidite kavramları etrafında pratik bir karar çerçevesi sunuluyor.
Ele Alınan Konular
- Jeopolitik gelişmeler: Lübnan ateşkesi, İran müzakereleri ve petrol fiyatları
- Türkiye bütçe verileri ve vergi gelirleri (Mart 2026)
- Konut fiyatları ve kira endeksi: nominal artış, reel gerileme
- Portföy akışları: Merkez Bankası rezervleri ve yabancı yatırımcı hareketi
- Piyasa psikolojisi: veri ile hane halkı güveni arasındaki makas
- Belirsizlik döneminde bireysel yatırım kararları ve davranışsal finans
Evet, herkese günaydın. Herkese merhabalar. Hoş geldiniz. Yavaş yavaş eee toplanıyoruz. Eee bugün 17 Nisan Cuma. 17 Nisan 2026 Cuma. Ben Profesör Doktor Ceyhun Elgin. Yine Kayıt Şirkatin bir canlı yayınıyla da karşınızdayım. Şimdi bugünkü yayının başlığını görmüşsünüzdür. İlginç bir başlık koydum. Açıklamasına da aslında ilginç bir açıklama yaptım. Biraz daha her zamankinden bir tık farklı bir yayın yapmayı düşünüyorum. Eee alışılmışın dışında bir soruyla başlayacağım hatta bu yayına. Bu da şu. Şimdi bir düşünün. Bu sabah değil mi uyandığınızda bilmiyorum manşetlere bakma şansınız oldu mu gazetelerin veya sosyal medyada haber sitelerinin vesaire. İşte Lübnan’da İsrail’ile Hizbullah arasında 10 günlük ateşkes yürürlüğe girmiş. Eee, Trump İran ile anlaşmanın çok yakın olduğunu söylüyor. Hafta sonu işte Pakistan’da İslamabat’ta yeni bir, eee, yeni bir tür görüşmeler yapılacağından söz ediliyor. Hatta Trump ben bile gidebilirim dedi. Birent Petrol’ün en azından vadeli fiyatı, mayıs vadeli fiyatı 100 doların altında. Hani günlük spot fiyatı da 100’ün hemen üzerinde. En son ben baktığımda 100.14 gibi ya da 100.12 12 gibi bir şeyde yani 99 dolar 100 dolar arası civarında takılıyor. Amerikan borsaları hatta dünyadaki pek çok ülkenin borsaları tarihi zirvelere oynuyor. Y savaş öncesi duruma gelmiş vaziyetteler aslında. Bizim B yüz endeksi de yükseldi. Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi toparlıyor. Yani savaşın o ilk günlerindeki o sert olumsuz gidişatın tersine dönmüş vaziyette. Geçen hafta da Merkez Bankası piyasalardan net 12 milyar dolar civarında döviz almış gözüküyor. Yani rezervleri güçlendirmişler. Yabancı yatırımcı tek haftada yaklaşık 7 milyar dolar getirip Türk lirası varlıklara eee yerleşmiş vaziyette. Şimdi kağıt üzerinde bunlara bakan biri ne demeli? Herhalde şunu bu bunların hepsi olumlu veri aslında. Herhalde de şunu demek gerekir değil mi? Hani en kötüsü geride kaldı galiba. İşte piyasalar sakinleşiyor. Biraz kemer sıkarız, biraz daha sabrederiz. Sonra yolumuza devam ederiz. Kağıt üzerinde olan da belki mantıklı olan da bu ama hayatın içine baktığımız zaman da hayatın içinde böyle bir duygu yok. Neden yok? Neden market sahibinden işte ne bileyim üniversiteli öğrenciye, emekliden küçük işletme sahibine diyelim, beyaz yakalıdan sanayiciye kadar hani insanların yüzünde böyle bir gerginlik var hafif. Neden herkes hala işte ne bileyim altına, dolara, faize, eee, kura, faturaya, benzin pompasına bakıyor, bunları takip etmeye çalışıyor? Neden manşetler yumuşuyor ama zihinler yumuşamıyor aslında? Hani kibarca böyle soralım. Şimdi bugün aslında yayının merkezine de bunu koymayı istiyorum. Savaş yavaşlıyor gibi gözüküyor. Evet. Ama korku bitmiyor. Peki işte böyle bir ortamda insan parasını nereye koyar? Zaten başlığa da bunu taşıdım. Daha doğrusu işte hani böyle bir ortamda insan nasıl düşünür, nasıl pozisyon alır, eee, neye güvenir, işte neye şüphe eder, ne bileyim neden bekler, neden bazen hiçbir şey yapmamayı tercih eder? O yüzden bugünkü yayını iki parçaya bölmeyi düşünüyorum. Önce günlük gelişmeleri, dünya tarafını ve Türkiye tarafını herkesin anlayacağı bir sadelikte elimden geldiğince konuşmaya çalışacağım. Sonra da bence asıl en önemli olan yere geçeceğim. Niye veriler bazen iyileşiyor gibi gözükürken insanlar kendini daha güvende hissetmiyor sorusuna soracağım. Neden piyasa rahatlayabiliyor ama hane halkı rahatlayamıyor diyeceğim. Ve tabii burada bu hassas ortamda bir ev halkı, bir küçük birikimci, bir küçük yatırımcı işte bir maaşı çalışan mesela bir işletme sahibi kendini nasıl konumlandırır? Eee şunu da söyleyeyim tabii ki. Hani ben gene her zaman söylüyoruz bunu. SPK lisanslı yatırım danışmanı değilim ama yatırım tavsiyesi de vermeyeceğim. şunu al, bunu sat falan demeyeceğim ama eee biraz aslında hani karar ve sorumluluğu size bırakarak aslında hani ekonomi çerçevesinden, bir ekonomistin çerçevesinden bu tabloyu anlamlandırmaya çalışacağım. Şimdi hazırsanız başlayalım. Önce birinci kısımda dünyada bugün neredeyiz hızlıca onu konuşalım. Gece yarısı Lübnan saatiyle ateşkes eee Lübnan saatiyile gece yarısı ateşkes yürürlüğe girdi. 10 gün sürecek sadece 10 gün yani ortada büyük bir barış anlaşması falan yok. Çok kırılgan bir böyle bir ufak bir aralık var. Lübnan’da insanlar sokaklara çıktılar. sevinç görüntüleri geldi. Evlerine dönmeye çalışanlar oldu. Ama aynı saatlerde yine hemen ateşkes ihlali haberleri de geldi. Yani sevinçle tedirginlik böyle yan yana duruyor Ortadoğu’da. Yani bazen bu ateşkes haberlere bile güven üretmiyor baktığımızda. Çünkü insanlar hani o kağıt üzerindeki metne değil de sahadaki davranışa bakmak zorundalar. Trump tarafı yine her zamanki gibi böyle çift dilli konuşuyor. Eee ne dediği belli değil. bir yandan İran’la anlaşma çok yakın diyor. Yeni tur görüşmelerinin olabileceğini hatta hafta sonu yeniden masa kurulabileceğini söylüyor. Öte yandan Amerikan yönetiminin hani o sert tonu da kaybolmuş değil. Savunma tarafında enerji altyapısı dahil çok sert bir tehdit dilini sürdürüyorlar. Yani bir yandan bir barış mesajı var havuç gibi. Diğer yandan da sopa var. Eee Trump’ı ve tabii genel olarak bu dönemi zor kılan şey de bu zaten aslında. Hani aynı gün içerisinde hem piyasaya umut veriyorlar hem de yeni bir krizin tohumuna ekiyorlar böyle düzenli olarak. Sabah başka konuşuyorlar, akşam başka konuşuyorlar. Akşam başka konuşuyorlar, ertesi sabah başka konuşuyorlar. O nedenle piyasada tek yönlü gidemiyor. Bir haber geliyor rahatlıyor. Bir başka haber geliyor yeniden dikin üstüne çıkıyor. Petrol aslında o yüzden çok öğretici bir gösterge baktığımızda işte ne bileyim 99 dolar civarındaydı sabah bir ara 100’ün altına düştü. Tekrar üstüne çıkar gibi oldu. Eee hani 100 dolar üzerinde kalıcı olacakmış gibi gözüküyordu. Biraz gevşer gibi oldu sanki. Ama tabii bu gevşeme bize şu cümleyi de kurdurmaz yani. Tamam mesele çözüldü bunu diyemeyiz. Hayır. Çünkü sadece en kötüsü bugün olmayabilir diyebiliriz belki. Çünkü 98 dolar da olsa, 99 dolar da olsa, 90 dolar da olsa aslında hala yüksek bir petrol fiyatı, hala dünya için maliyet baskısı, hala enflasyon için risk, hala Türkiye gibi enerjiyi büyük ölçüde dışarıdan alan ülkeler için ciddi bir problem petrolün bu seviyede olması. Yani petrolün işte 110’dan 95’e gelmesi rahatlatıcı olabilir kısa vadede ama huzur verici değil. Bu farkı çok iyi görmek lazım. Dünyada ikinci önemli dosya enerji tedariki burada onu da söyleyelim. Uluslararası Enerji Ajansı ve Avrupa kaynaklı raporlar özellikle jet yakıtı konusunda ciddi uyarılar vermeye başladılar. Yani mesele sadece işte arabaya veya benim motosiklette koyduğum benzin değil veya motorin değil. Eee havacılık, lojistik, gübre, tarım, gıda zinciri bunların hepsi enerji maliyetinden etkileniyor. İşte bu hürmüz civarındaki gerilim sürdükçe de aslından bu baskı sadece bir petrol fiyatı olarak değil hani tedarik zinciri kırılganlığı olarak karşımıza çıkacak. İşte hava yolları mesela uçak eee sefer sayılarını azaltıyorlar. Eee, bu yeni bir haberdi mesela KLM, eee, Hollanda Hava Yolu, eee, hani savaş bitse bile aslında altyapı hasarları, taşımacılık aksamaları, bunlar hep tedarik zincirleri. Bunların onalması bir miktar zaman alacak. Bu çok önemli. Tabii uzadıkça alacağı zaman da artıyor. Onu da söyleyelim. Çünkü hani piyasalar tabii bazen bir ateşkesi bir günde fiyatlayabiliyor ama gerçek ekonomi aynı hızda taham olmuyor ve Körfez ülkelerinde çok ciddi hasar hesapları yapılıyor. İran kendi zararını çok yüksek rakamlarla açıklıyor. Dolayısıyla yarın sabah bir anda böyle her şey bir barış anlaşması bile imzalansa eski normale uyanmayacağız. En iyi ihtimalle hani bozulmuş bir düzeni biraz daha az bozuk hale getirmeye çalışacağız. Öyle söyleyelim. Bir başka dikkat çekici başlık Çin. Çin’den büyüme rakamları geldi. Bilmiyorum gördünüz mü? İlk çeyrek büyümesi 2026 yani 1 Ocak 2026’dan 31 Mart 2026’ya kadar olan dönemi kapsayan ekonomik büyüme istatistiği geldi Çin’den. %5 civarı bir büyüme açıklandı. Şimdi bu ilk bakışta tabii dünyanın ikinci büyük ekonomisi için rahatlatıcı ama tabii şunu da unutmamak lazım. 1inci çeyrekte ikinci çeyrek görünü aynı olmayabilir. Çünkü o savaşın enerji fiyatlarının işte ticaret aksaklıklarının asıl etkisi biraz gecikmeli olacak aslında yani. Evet güçlü geldi bu arada piyasanın beklediğinden de güçlü geldi Çin için. Aslında bu bir artı haber, iyi bir haber. Eee ama tabii yarının rahat geçeceği anlamına gelmiyor. Zaten dünya ekonomisinin de genel sorunu bu. Hani önümüzdeki veri geçmişin iznini taşıyor ama biz gelecekten korkuyoruz aslında baktığımızda. Bir de tabii artık risk dediğimiz şey sadece savaş, petrol ve faizden ibaret değil arkadaşlar. İşte yeni yapay zeka modelleri, siber güvenlik, eee, işte finansal altyapılardaki kırılganlıklar. Bunlar da küresel ekonominin başlığı altına gelmiş durumda. İşte biliyorsunuz bu Maliye Bakanları, merkez bankacıları eee işte IMF’nin ve Dünya Bankası’nın ortak bahar toplantıları kapsamında toplantı halindeler. Orada konuşulmuş. Yani yeni nesil yapay zeka kaynaklı siber riskler bunları konuşuyorlar. Yani yeni eee bu gelişmelerle beraber aslında yani dünya gerçekten çok katmanlı bir belirsizlik dönemine giriyor. Dün savaş, bugün enerji, yarın belki siber güvenlik, öbür gün finansal sistem. İnsanların aslında zihnini, hepimizin zihnini yoran şey de bu. Yani risk tek bir yerden gelmiyor. Tek bir yerden gelse belki ona göre önlemimizi alıp devam ederiz ama e başlık değişiyor ama tedirginlik kalıyor farklı yerlerden geldiği zaman. Çünkü hepsine birden tabii ki cevap veremiyorsunuz. Dünya cephesinde tek cümleyi de özetleyeyim. Sakinleşme var dünyada ama çözüm yok. Manşetlere baktığınızda haberlerin vesaire yumuşama var ama zeminde hala o güvensizlik sürüyor. Piyasalar işte savaş bitiyor artık galiba iyimserliğini fiyatlıyor ama reel ekonomi hasarı taşımaya devam ediyor. Tabii o iyimserlik de kaybolabilir. Bir anda görüşmelerden bir olumsuz haber gelirse hafta sonu. Şimdi Türkiye’ye gelelim. Türkiye’de de bütçe tarafı verileri açıklandı. Mart ayında merkezi yönetim bütçesi e 229.9 milyar hadi 230 diyelim ona. 230 milyar lira açık vermiş. Son 12 aylık bütçe açığının milli geliri oranı %2.3’ten 3’ten 2.2’ye gerilemiş. Yıl sonu hedefi de %3,5. Bu iyi bir şey aslında. Hani devletin kasası iyi gidiyor demek. Alarm veren bir görüntü yok. Eee, vergi gelileri Mart ayında %63.9 artmış. Aynı dönemde enflasyon %31. Yani reel olarak da artmış vergi gireri. Ama tabii burada altını çizmemiz gereken bir nokta var. Birincisi tabii bu iyileşmenin bir kısmı gerçek bir yapısal düzelme değil. Kurumlar vergisinin bu yıl daha erken tahsil edilmesinden kaynaklı bir takvim etkisi var. Geçen yıl mayısta gelen para bu yıl Şubat’ta gelmiş. Eee, o kısım önemli. İkincisi, enerji sübvansiyonları ciddi biçimde artmış vaziyette. Tabii ki yılbaşından bu yana 90 milyara çıkmış. Yani bir vergi kaybı var biliyorsunuz. Eee, yani işte enerji fiyatlarının yarattığı yükün tamamı vatandaşa doğrudan yansımıyor ama bir kısmı devletin sırtına biniyor. Yani fatura ortadan kalmıyor. Kalkmıyor, el değiştiriyor. Bizden devlete geçiyor aslında. Eee, bunu da söylememiz lazım. Tabii işte bu Eşel mobil sistemindeki o akaryakıt fiyat artışlarının bir kısmı biliyorsunuz vergi indirimiyle karşılandı. Burada 10 milyar liralık bir gelir kaybı oluştuğu gözüküyor Mart ayında. petrol yüksek kalırsa bu kayıp daha da büyüyecek gibi gözüküyor. Onu da söyleyelim. Eee, ikinci önemli başlık büyüme. Eee, hizmet üretiminde Şubat ayı itibariyle ılımlı bir toparlanma var. İnşaatta ise yavaşlama verileri geldi. Yani ekonomi tek parça çalışmıyor. Bir yerden toparlama varken bir yerden böyle bir yorgunluk var. Eee, 2026 büyümesinin daha evvelden konuşmuştuk %3 civarına çekildiğini. Eee, yani ekonomi tamamen durmuş değil ama tabii güçlü de değil. Yani amiyane tabirleyle böyle söyleyelim. hani yürüyor ama koşmuyor derler ya biraz aslında ona benziyor Türkiye ekonomisinin eee büyüme bağlamında eee durumu işte hatta bazı alanlarda böyle yürüyor ama koşmayan da bazı alanlar nefes nefese yürüyor hatta. Yani hani öyle de bir benzetme yapmak mümkün. Tabii daha bir de savaşın ve jeopolitik o gerilimin etkileri Mart ayı verilerinde daha ziyade ortaya çıkacak. Tabii orada biraz daha farklı bakacağız. Konut ve kira konusuna da bakalım. Mart ayında konut fiyat endeksi aylık %2, yıllık %26.4 artmış. İlk bakışta tabii yüksek gözüküyor ama aynı dönemde enflasyon daha yüksek olduğu için reel anlamda düşüş gözüküyor. Konut fiyatları aslında gerçek alım gücüyle düzeltilirse eğer e yıllık bazda %3.4 gerilemiş vaziyette. Bunu da sadeleştirelim. Hani ev fiyatı kağıt üzerinde azalıyor ama hayatın geneliği kadar artmadığı için aslında gerçek anlamda değer kaybediyor. Öyle söyleyelim. Yani artıyor özür dilerim kağıt üzerinde artıyor ama enflasyon kadarı artmadığı için reel anlamda düşüyor. Yani kötü bir yatırım olmuş geçmiş yıl boyunca konut yatırımı. bunu eklemek gerekiyor. Eee kiracı kira yeni kiracı kira endeksi yıllık %34.4 civarında. Buna karşılık TÜFE içindeki kira artışı daha yukarıda. Bu da şunu söylüyor bize aslında. Hani yeni kontratlarda bir sakinleşme var ama eski yüksek artışların etkisi hala kira enflasyonunu yüksek seyrettiriyor. Önümüzdeki dönemde burada biraz yavaşlama olacak. Tabii ki ikisi birbirine yakınsayacak. Bunu da söyleyelim. Bir de portföy hareketlerine bakalım. Buradaki veriler çarpıcı. 27 Şubat 3 Nisan arasında yani savaşın o ilk patlaması ve içerideki siyasi şokla beraber Merkez Bankası’nın 49 milyar dolar net döviz sattığı hesaplanıyor. Yabancı yatırımlar burada çıkmış yapmışlar ama geçen hafta bu tablo tersine dönmüş vaziyette. Merkez Bankası net 12 milyar dolar civarında döviz almış. Yabancı yatırımcının özellikle bu swap yani carry trade kanalından 6,5 milyar dolara yakın bir giriş yaptığı öngörülüyor. Toplam Türk lirası cinsi eee portföy girişinin de 6.9 9la 7 milyar dolar arasında olduğu hesaplanıyor. Yani bir giriş var burada. Sıvap hariç net rezervde artıyor tabii ki. Yani tabii burada kritik bir ayrım yapmak lazım. Eee yani yabancı yatırımcı bir miktar geri geliyor ama tabii geri gelmesi güvenin tamamen eee geri geldiği anlamına gelmez. Hani bu bazen sadece şu demektir. Türkiye’de faiz yüksek, kurda bir süre tutuluyor gibi gözüküyor. Ben buradan kısa vadeli getiri alayım. Eee yani o para sevdiği için değil de fırsat gördüğü için geliyor aslında. Tabii bu ikisinin birbirine karıştırmamak lazım. Hani sevgiyle gelen para başka bir şey, faiz farkı için gelen para başka bir şey ki bugünkü tablo birazcık daha ikincisine benziyor maalesef. Bugün de veri takviminde önemli başlıklar var. Piyasa katılımcıları anketi, konut satışları, işte bu SP’nin geçen hafta FIT’e benzer şekilde SP’nin eee Türkiye kredi notuna ilişkin değerlendirmesi ki bu kredi notları ile ilgili bir yayın yapmıştım. Ona bakabilirsiniz. Tematik bir yayın. hani kredi notları e ne söylüyor, ne anlatıyorlar vesaire gibisinden. Burada ve Türkiye’nin mevcut notu zaten SP’de zaten yatırım yapılabilir seviyenin birkaç kademe altında. Orada bir değerlendirme gelecek. Ama açık söyleyeyim bugün aslında bu tek verilerden ziyade aslında dediğim gibi şimdi ikinci kısma girmek istiyorum yayında. Biraz daha böyle insanların eee duygularını, yatırımcıların duygularını konuşmak istiyorum. Şimdi burada hani yayının başlığını hatta thumbnaile de taşıdım resme. Neden kimse rahat değil? Şimdi burada en iyi cevabı bence şu. Çünkü ekonomi dediğimiz şey böyle üç ayrı saatle çalışıyor. Birinci saat piyasaların saati. O çok hızlı böyle dakika dakika çalışır. Tamam mı? Petrol bir haberle düşer. Ne bileyim borsa bir haber gelir tak diye yükselir. Hatta geç kaldın diye üzülürsünüz. Swap girişi bir haftada milyarlarca dolar olabilir. İkinci saat devletin saati. O biraz daha yavaş. Aylar üzerinden çalışır. İşte bütçe rezerv, kredi notu, büyüme, enflasyon patikası falan. Bunlar o saatte akar. 3ün saat de sizin benim saatimiz yani hane halkının saati. En yavaş ama en kalıcı olan odur aslında. O yıllar üzerinden çalışır. İnsanlar 2021’i hatırlar, 2023’ü hatırlar, kuru şoklarını hatırlar, kilanın patladığını hatırlar, işte market etiketlerini hatırlar, benzin zamlarını, okul masrafını, çocuğunun geleceğini hatırlar. O yüzden piyasa belki bir günde rahatlar ama hane halkı bir günde rahatlamaz. Bugün aslında tam da bunu görüyoruz ve ben aslında en çok şu duyguyu görüyorum. Etrafıma baktığım zaman etrafımdaki insanlarda insanlar artık sadece bir rakama bakarak, bir istatistiğe bakarak ikna olmuyorlar sanki. İşte petrol mesela 110’dan 95’e geldi diyorsunuz. İnsan size dönüp evet ama hala pahalı diyor. Dolar bir süre sakin diyorsunuz. Peki ne kadar süre diyor? Bir anda artacak diyor. Şimdi yayının başında da bir iki tane yorum vardı. İşte dolar alın vesaire falan gibi eee iddia şeyler vardı. Yorumlar vardı. Ben tabii öyle bir şey söylemeyeceğim ama hani işte insanlar böyle düşünüyor. Bunu örnek olarak göstermeye çalışıyorum. İşte enflasyon düşüyor diyorsunuz. Benim hayatımda düşmüyor diyor. Faiz yüksek diyorsunuz evet ama güvenim yok diyor falan. Hani insanın psikolojik eşik meselesi aslında bu problem hani sadece yoksulluk meselesi değil. Problem aynı zamanda öngörememek. Çünkü insan hani kötü habere bazen dayanır ama ne olacağını bilmemeye daha zor dayanır. Öyle söyleyelim. Eee en kötü belirlilik aslında en iyi belirsizlikten iyidir bir noktada baktığımızda. Şimdi burada tabii yatırımcı ve halkı psikolojisine baktığımızda çok açık söyleyeyim bugün insan parasını nereye koyar sorusunun tek bir doğru cevabı yok bence. Zaten tehlikeli olan da hani sanki biraz bu soruya tek bir cevap aramak. Çünkü herkesin vadesi farklı, geliri farklı, borcu farklı, işte yükümlülüğü farklı, riske dayanma gücü farklı. Hani elindeki para 2 ay sonra çocuğun okul taksitine gidecek olan bir insana ben bu parayı işte yani böyle bir insan düşünüyorum. Bir de bu parayı 3 yıl bekletebilirim diyen insanın vereceği cevap aynı olmaz. Ben mesela şimdi kredi kartıyla kızımın okul masraflarını ödedim. Ödeme günü haftaya gelecek. Haftaya kadar tabii parayı günlük değerlendiriyorum belli şeylerde. Şimdi benim vademle işte önümüzdeki sene bu dönemlere parayı eee hazır etmeye çalışan bir insanın vadesi aynı olmadığı için tabii ki yatırım araçları da farklı olacak. E bu yüzden aslında hani bence ilk soru neye yatırım yapayım sorusu değil de ilk soru hani bu paraya ne zaman ihtiyacım var sorusu. Çünkü hani bu soruyu sorarak başlamak lazım. Çünkü belirsizlik dönemlerinde aslında en kıymetli şey bazen en yüksek getiri değil de hareket serbesti. Yani yakın vadede lazım olacak parayla böyle büyük hikaye kovalamak insana hem psikolojik hem de maddi olarak yorar diye düşünüyorum. İkincisi refleks güvenlik arayışı. Şimdi Türkiye’de bunun klasik karşılığı tabii altın, döviz, yüksek faizli Türk lirası araçları arasındaki böyle gidip gelen bir ruh hali. İşte altın sadece altın değil. Hiç olmazsa elimde bir şey olsun duygusu. Döviz sadece kur beklentisi değil. Yarın bir şey olursa tamamen içeride yakalanmayayım hissi. İşte yüksek faizli Türk lirası araçlar da sadece faiz değil hani madem kur bir süre kontrol altında tutuluyor gibi görünüyor. O zaman beklerken hiç olmazsa bir getiri elde edeyim düşüneceğiz. Şimdi yani bugün varlık tercihleri büyük ölçüde psikolojik tercihler. Hani insan sadece para kazanmaya çalışmıyor. Güvence arıyor, kontrol duygusu arıyor. Gece rahat uyuma hissi arıyor aslında baktığımızda. Üçüncü refleks de parçalama. Eee, şimdi tek sepete girmeme davranışı. Yani belirsizlik arttıkça insanlar büyük hikayelere daha az inanıyorlar. Eskiden biri çıkıp işte her şey borsada, her şey dövizde, her şey konutta dediğinde bu daha fazla alıcı buluyordu. Şimdi bulmuyor. Çünkü insanlar son birkaç yıldır hakikaten çok fazla yanıldılar. O yüzden de aslında bugün eee şöyle bir davranış var. Biraz orada, biraz burada, biraz beklemede. Bu bazen çok rasyonel, bazen de fazla dağınık olabilir. Diversification, farklılaştırma iyidir ama bazen de çok fazla dağınık olabilir. Mantığı çok açık tabii. İnsan tek büyük bir yanlışa yakalanmak istemiyor aslında. İşte bugün YouTube izleyicisinin önemli bir kısmı aslında tam burada. Yani kazanmak istiyor ama bir gecede her şeyin ters dönmesinden de korkuyor. Şimdi hane halkı psikolojisi ise benim tespitlerim kadar yani tespitlerim itibariyle diyeyim biraz daha farklı çalışıyor. Çünkü eee hane halkı için hani para yönetimiyle hayat yönetimi aynı şeyler değil. Mesela sadece yatırım değil. Çünkü araba alayım mı? Ev değiştireyim mi? Çocuğu özel okula vereyim mi? Tatilimi iptal mi etsem acaba? Kredi kartı borcunu kapatayım mı? Altın bozdurayım mı şimdi? Bekleyeyim mi? Bu soruları pek çok izleyici de soruyor. İşte yüksek enflasyon ve yüksek belirsizlik dönemlerinde hane halkı böyle iki zıt davranış arasında genelde sıkışır. Ya nasılsa daha pahalı olacak diye harcamayı öne çeker ya da yarın ne olacağı belli değil diye tamamen donağa kalır böyle. Şimdi Türkiye’de son yıllarda biz ikisini de gördük. Yani kimi insan dayanıklı tüketimi öne çekti mesela. Kimi insanlar büyük kararlarını sürekli erteledi. İşte şimdi savaş, enerji, faiz, o Trump’ın zigzakları falan bu içeride süren kırılganlıklar bu ikilemi daha da büyütüyor üstüne. Mesela konut verilerini düşünün. Fiyatlar işte nominal olarak artıyor ama reel olarak geriliyor dedik. E bu yani son veri öyle çıktı geçtiğimiz yıldan itibaren. Yani kiralarda işte yeni kiralarda belirgin bir sakinleşme var ama genel kira yükü hala ağır hissediliyor dedik. Şimdi bu ne yaratıyor? Kararsızlık. Oturmak için ev bakan başka hissediyor. Yatırım için bakan başka hissediyor. Kiracı için kiracı için ayrı, ev sahibi için ayrı bir psikoloji var veya psikopatoloji var aslında. O yüzden hani konut piyasası artık sadece barınma ya da yatırım meselesi değil. Toplumsal ruh halinin aynası gibi. İnsanlar artık ya geç kalırsam kadar ya da ya yanlış zamanda yakalanırsam diye de korkuyor. E evi alayım mı? Ya daha da düşerse reel olarak? Eee hani ya da ya da daha atarsa daha da kaçırırsam. Çünkü geçmiş yıllarda çok kaçıran insan var. Hakikaten konut fiyatları artmayacak diye düşünüp de ciddi artışlar nedeniyle mağdur olan işte Türkiye’de aslında ekonomik psikolojiyi asıl bozan da biraz bu oldu sanki. Tabii burada devletin de işi zor, ekonomi yönetimin de işi zor. Çünkü enflasyonla mücadele etmek için faizi yüksek tutuyorlar. İç talep soğutuluyor. Kurbelli ölçüde kontrol altında çalışılıyor. Ama bunun toplumsal bir maliyeti var. İşte İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran değil mi? Bir çıkış yapmış en son dün galiba. Eee diyor ki hani bu konjonktürde mevcut program yürütülemez. Reel sektör yaralanıyor. Belki yeni bir çerçeve lazım demiş. artık yani itiraz etmiş. Eee yani bu açıklamanın içeriği ayrı bir tartışma konusu olabilir ama asıl önemli olan şu sanki hani bankacılık sisteminin en tepesindeki isimlerden biri de çıkıp hani mevcut programa bu kadar açık mesafe koymuş. İş dünyasında güven kırılımının boyutu büyümüş demektir. Eğer bu böyle olduysa bu da aslında işe aslında biraz teknik tartışma olmaktan çıkarak böyle psikolojik ve siyasi bir tartışmaya eee döndürüyor, dönüştürüyor sanki. Bence burada asıl soru şu olması lazım. Ekonomide hani veriyle duygu arasındaki makas çok açıldı. Veri diyor ki bütçe fena değil. Eee, insanlar diyor ki market kötü. Hani veri diyor ki rezerv artıyor. Mesela insan diyor ki güvenmiyorum. Veri diyor ki yabancı geliyor. Yabancı yatırımcı. İnsan diyor ki tamam ama o para yarın da burada olacak mı? Hani veri diyor ki konut fiyatı arttı. İnsan diyor ki tabii ki real olarak eriyor. Yani bu makas kapanmadan sadece teknik başarı hikayesini anlatmak çok zor. Peki bütün bunların içerisinde insan parasını ne yapar diye sorabilirsiniz. Bunu yatırım tavsiyesi olarak değil de davranış çerçevesi olarak söyleyeyim. Birincisi insan tabii önce vadesine bakar. Yakın zamanda lazım olacak parayla büyük hikaye kovalanmaz denir, değil mi? Hani böyle bir ifade var. İkincisi insan kendini tek bir senaryoya kilitlemez. Hani kesin şöyle olacak cümlesi belirsizlik dönemlerinde en tehlikeli cümledir. Onu söyleyeyim. Hani kesin altın artacak, kesin döviz artacak, patlayacak, şöyle olacak, böyle olacak. Hani buna hakikaten inanarak bir şe lazım. Olabilir. Doğru. Ama bütün yumurtalarınızı bu senaryoya yatırmamanız lazım. Üçüncüsü insan tabii borçla güvenlik satın almaya kalkmaz. hani kaçırma korkusuyla aşırı risk alırsa güven ararken daha büyük bir güvensizlik üretebilir. Bu da önemli bir nokta. Dördüncüsü de bugün en yüksek getirdiği kadar en yüksek ekseneklikle kıymetli. Yani en yüksek getirin peşinde tabii ki koşun. Yani koşmayın demiyorum ama en yüksek esnekliğin de peşinde koşun. Beşincisi de hani paranızı yönelirken aklını ve uykunuzu da korumaya çalışmanız lazım. Çünkü bazen en iyi yatırım hakikaten insanı her sabah böyle telefona bakarak panikletmeyen yatırımdır. Açık konuşayım. Şimdi bugün geldiğimiz yerde bence hani yayının başlığının ruhu da tam olarak şu: Kimse rahat değil diye yazdım. Çünkü savaş biraz yavaşlıyor ama korku bitmiyor. Petrol biraz geriliyor ama güven geri gelmiyor. Yabancı geliyor ama hane halkı ikna almıyor. Devlet hani bütçeyi tutmaya çalışıyor ama enerji faturası büyüyor. Şimdi faiz yüksek ama huzuru düşük. Hani bir aslında hani bu yüzden de aslında bugünün ekonomisini sadece tablolara değil de biraz böyle tedirginlikle okumak gerekiyor. Hani belki bu yayın için izleyiciye bırakmak istediğim son cümle şu olur. Hani böyle zamanlarda doğru soru aslında. Bence en çok ne kazandırır sorusu değil. Bu şekilde sormayın. Beni en az pişman edecek denge nedir?” sorusunu sormak lazım. Çünkü belirsizlik çağında hakikaten para yönetimi biraz da pişmanlık yönetimi. Eee, en az pişman olacağınız şeyi yapmakta fayda var. Eee, bir nevi biz bunu iktisatçılar hani utility maximization hayatımızda faydayı maksimize etmek için eee, koşan insanlar gibi diyoruz. Ama aslında burada biraz da lost minimization var. Yani kayıp minimizasyonu yapmak ki eee firmalar için mesela karı maksimize etmekle eee maliyeti minimize etmek pek çok koşua aynı kapıya çıkar. Öyle söyleyelim. Şimdi burada tabii yorumlarınıza ve sorularınıza bakacağım hızlıca. Eee onlara da bakalım. Bir dakika şuradan hemen eee açayım. Evet. Eee evet dolar diyen var. Yani görüşünüzdür. Saygı duyarım. Bir şey demiyorum. 2. soru. TL ile uzun vadede borçlanmak mantıklı desek konut kredisi 10 yıllık alınabiliyor. Faiz yıllık %47. Tog almanın yıllık faiz oranı %64 yıllık alınabiliyor. Alternatifleri söylemek istedim. Evet. Yani hani enflasyonun ve kurum bundan da kötü gideceğine çok güçlü inanıyorsanız mantıklı olabilir. Eee çünkü hakikaten %47 60 bunlar ağır faizler. Geliriniz aynı hızda artmazsa tabii ki uzun vadeli eee Türk lirası borcu avantaj değil yük olur diye düşünüyorum. Yani Türk lasıyla borçlanmak iyidir cümlesi her zaman tek başına doğru olmuyor. Asıl soru o. Borcu ve maaşınız ve nakit akışınızda ne kadar hızlı ödeyebilirsiniz? Eee meselesi. Eee günaydınlar. Eee neoklasik ekonomiyle epistemolojik bağlarımı koparmaya niyet eyledim. Peki. Eee takdir sizin. Fotoğraf. Teşekkür ederim. Hocam sizin kelleyi özlemişiz. Arada koyun böyle. Evet. Bundan sonra daha öyle e thumbnailler koymayı düşünüyorum. E Matrişka bilmiyorum bizi İngilizce mi dinliyor nasıl oluyor ama shall I sell my land for vand gold with it? E yani toprağımı satacağım villa alacağım diye anlıyorum. Yani villa için toprağımı satayım. Peki arsa elinizde var. E alan kalan parayla villa ama şimdi toprağınızı satıp villa mı alıyorsunuz? Villa daha pahalı değil mi arsadan? Belki değil bilmiyorum. Eee vallahi bunlar çok önemli büyük kararlar açıkçası. öyle söyleyeyim yani. Eee, o evde yaşayacak mısınız, yaşamayacak mısınız falan. Bunlara bakmak gerekiyor değerli Matur. Çukka. İngilizce de cevap vermeyeyim buna. Şimdi burası Türkçe bir kanal çünkü. Yayını beğenelim. Evet. Eee, kalplerinizi bekliyorum. Çok teşekkür ederim. Eee, savaş bize geliyor. Çocuklar ölüyor okulda. Maalesef çok acı bir şey. Ben de ortaokulda bir hatta 5. sınıfta biliyorsunuz hani söz konusu olayda 5. sınıflardan sanırım ölen sayısı daha yüksek. 5. sınıfta bir kızı olan baba olarak çok ciddi etkilendim. Tabii ki hakikaten çok üzücü. Eee, hocam günaydın. Evet, İş Bankası Hakan Bey’in konuştuk onu. Hakan Bey’in enflasyonla mücadele programına ara vermeniz önerisini. Değerli hocam, asgari ücretle çalışıyoruz. Çok şükür evimiz var. Nasıl birikim yapalım? Eee, elimizdeki para az zaten. Altın alsak yani asgari ücretle birikim yapabilmeniz çok zor ve bir eğer asgari ücretle birikim yapabilme olanağınız varsa helal olsun. Öncelikle onu söyleyeyim. Evinizin kendinize ait olması bir avantaj burada. Eee, yani en azından kira ödemiyorsunuz. Eee, bilmiyorum kız işte çok eğitim harcaması var mı? Başka sabit harcamanız var mı kira dışında? Ama eee hani hakikaten bu eldeki küçük parayı nasıl disiplinli korurum sorusunu sormanız lazım kendinize birazcık. Eee dediğim gibi kira baskınız yoksa düzenli küçük birikim çok daha anlamlı hale gelir. Eee altın belki evet uzun vadede birikimi eritmemek açısından işe yarayabilir. Evet ama mucizede yaratmaz. Sizi kısa sürede böyle milyoner etmeyecektir zaten. Asgari ücretten ayırabileceğiniz paranın da sınırlı olacağı eee varsayımı altında. Ama evet yani imkanı oldukça küçük ama düzenli alımlar. borca girmeden gitmek, tek seferde büyük hamle aramamak daha doğru olur bu ortamda bence. Eee, yani hocam biz ekmek arası ekmek giyip gelirimizin %30 ile fiziki altını alacağız. Ekmek arası ekmek, yarım ekmek arası çeyrek ekmek değil mi? Cihat çiçeğin tabiriyle eee bir miktar öyle yani. Ben zaten cihat çiçeği öyle küçümsedeyim. Ben ben de dinliyorum yani fırsat buldukça arada genelde akşamları dinleyebiliyorum. Sabahları değil ama eee fırsat buldukça dinleyip eee yani hoşuma gidiyor arkada çalması, dinlemek. Tabii ki eee arada esprili şeyler de söylüyor, günlük haberler de veriyor vesaire ama eee bu yanlış bir öneri değil. Yarın içi çeyrek ekmek yani birazcık hakkında kendinizi sıkmak yani amiyane tabirle. Eee ne demişler bakalım? Hocam kuruda ne kadar tutacaklar? Eğer yabancı sermayeye dönmeye başladıysa eee Londra’daki tefecilere söz verdiler demektir. Altın zirvede borsa dalgalı en güvenlisi gecelik faiz veren fonlar mı olur? Şimdi bu da güzel bir soru. Eee Ghost of Levant sormuş. Teşekkür ediyorum sorunuz için. Yani tabii burada ne kadar tutarlar sorusundan daha çok bunun hangi bedelle tutulduğunu düşünmek lazım. Yani yabancı girişi sürdükçe, faiz yüksek kaldıkça içeride böyle çok büyük bir siyasi veya etrafımızda ülkenin bir jeopolitik şok yaşanmadıkça bir süre daha götürmeye çalışırlar gibi geliyor. Ama tabii bu sonsuz bir hikaye de olamaz. Onu da söyleyelim. Yani sonuna kadar süremez. Eee Londra’ya söz verdiler kısmı biraz komple değil. Ona bir bir şey demiyorum ama hani yüksek faiz verip kısa vadeli para çekiyorlar ve kurusundaki baskıyı böyle yönetmeye çalışıyorlar. Hani olan bu. Gecelik faiz veren fonlar da sanki en güvenli değil. Daha doğrusu hani en az oynak ve en likit araçlardan bir tanesi. Kısa vadede evet rahat uyutabilir ama uzun vadede enflasyonu her zaman yener mi emin değilim. Eee yani güvenlik arıyorsanız evet mantıklı olabilir ama tek başına da böyle bütün parayı oraya koymak yani takdir sizin. Eee barınma temel hak olmalı kesinlikle. Zaten onunla ilgili bir konutla ilgili bir videomuz vardı. Faizler mecbur yüksek tutuyor. Kasada para yok. Bizim gibi, bir dakika. Kaydı. Bizim gibi ülkelerde barınma hakkı biraz zor olur derken evet bunları konuştuk. Petrolün artışına nasıl oynayabiliriz? Yani petrol fonları var. Eee petrolü doğrudan evinize varille alamayacaksınız tabii ki ama petrol fonları var. Eee yani petrol içeren fonlar var. Türkiye’de de satılıyor. TFAŞ’ta da var. >> Eeeş enerji ETF’leri var değil mi? Petrol şirketi hisseleri var. Vadeli işlem kontratları var vesaire hani. Ama tabii risk sırasına göre de bunlara bakmak lazım. Hisse ve ETF en kolayı sanki. Eee veya işte petrol içerinin yani bir de tabii şunu da var. Petrol artışını oynamakla petrol fiyatının gerçekten artması da aynı şey değil. Bunu da söyleyeyim. Hani bazen petrol fiyatı yükselir ama seçtiğiniz hisse düşebilir. Çünkü bazen de fiyatlamaya önceden girmiş olabilir. Dolayısıyla hani biraz profesyonel değilseniz burada neye yatırım yapacağınıza. Hani ben sanki drift o XPR mesela şeydeki kodu, Investing’deki kodu, eee, spot eee, şeyin, brandin hani XPR alıyormuşum gibi düşünmeyin. İçinizdeki o petrol fonu belki vade vadesi itibariyle hani önceden aslında o yükselişi aldı. Belki size çok daha yüksek fiyattan aldı ve siz aslında bir miktar artış olsa bile düşüş görebilirsiniz. O yüzden eee hani burada en makul sanki eğer profesyonel değilseniz böyle tek tek eee spekülatif hamleler yerine eee böyle geniş enerji fonları veya büyük entegre enerji şirketleri üzerinden gitmek eee diye düşünüyorum. Eee başka Evet. Konut alımı için buralar sizce nasıl alınır mı? Konutu konuştuk. Yani reel olarak düşüyor. Daha da düşecek gibi gözüküyor. Eğer yüksek faiz politikası devam edecek olursa, eee, yüksek faiz politikasından çıktığı noktada işin rengi değişebilir. İşte o çıkış anını tahmin edebilirsiniz. Eğer fiyatların da aslında eee, nereye gideceğini, ne zaman o dipten döneceğini öngörebilirsiniz. İşte o zaman tam o dip noktasını almak mantıklı ama yani oturacağınız evi alacaksanız tabii ki her zaman mantıklı ama sadece yatırım amaçlı alacaksanız sanki biraz daha beklenir gibi düşünüyorum. Benim naçizane düşüncem bu. Yatırım tavsiyesi tabii ki de değil. Eee, ben 60.000 L alıyorum. Artı bankaya borçluk alıyorum. 28’de nasıl para biriktiriyorsunuz? Evet, kolay değil asgari ücrette para biriktirmek. Bek ondan birikteyebiliriz. Yoksa imkanı yok. Evet. Eee, hayat şartları zor. Bunları konuştuk. Tamam. Yani eğer yine vermediğim bir cevap varsa lütfen, eee, yorum, yorum olarak videonun altına yazarsanız eğer gün içerisinde akşam saatlerine kadar hatta çoğunlukla çok daha erken olmak üzere yorumlara cevap veriyorum. sorularınızı, yorumlarınızı, like’larınızı, kalplerinizi eee bekliyorum. Çok teşekkür ediyorum herkese eee desteği için, katılımı için. Diğer tematik yayınlara da Kredi derecelendirme kuruluşları, Macaristan’la ilgili bir yayın koydum. Bunlara da ilginizi mutlaka bekliyorum. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum ve herkese iyi günler diliyorum. Görüşmek dileğiyle. Ç