Petrol, Fed, Yapay Zekâ: Bu Hafta Piyasaları Ne Sarsacak?
Bu Bölüm Hakkında
Canlı yayın, petrol fiyatlarındaki jeopolitik riskleri, bu haftaki merkez bankası kararlarını ve büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekâ yatırımlarını birlikte değerlendiriyor. Petrol fiyatındaki gerilemenin arz ve taşımacılık risklerini ortadan kaldırmadığını, güçlü büyüme verilerinin de faizlerin daha uzun süre yüksek kalacağı beklentisini besleyebileceğini açıklıyor. Teknoloji şirketlerinde yatırım harcamaları, nakit akışı ve borç sürdürülebilirliği arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Küresel risk iştahı ve enerji maliyetlerinin Türkiye'nin finansman koşullarına ve hane bütçelerine olası etkilerini tartışıyor.
Ele Alınan Konular
- Petrol fiyatları ve jeopolitik arz riski
- Fed ve diğer merkez bankalarının faiz kararları
- Enflasyon ve tahvil getirileri
- Yapay zekâ yatırımları ve nakit akışı
- Küresel risk iştahı ve gelişen piyasalar
- Enerji maliyetlerinin Türkiye'ye etkisi
Kayıt Dışı İktisat kanalına hoş geldiniz. Ben Profesör Doktor Ceyhun Elgin. Bugün de günlerden 26 Ekim 2026 Pazartesi.
26 Ekim 2026’da biraz böyle kafiyeli oldu. Hoş geldiniz öncelikle. Tabi biliyorsunuz bu kanalda Pazartesi, Çarşamba, Cuma sabahları canlı yayınlarla günlük ekonomik ve bazı işte politik ekonomik gelişmeleri yorumluyorum.
Salı, Perşembe ve hafta sonu da elimden geldiğince farklı konularda görüş bildirmeye çalışıyorum. Ki hafta sonu yayınlarımızı izlediğiniz için çok teşekkür ederim ilginize. Hem dün Çalışma Bakanı olsam ne yapardım başlıklı bir hani ben olsam ne yapardım diye bir playlistimiz var.
Farklı şey konularda ben olsam ne yapardım diye soruyorum. İşte Merkez Bankası’nı yaptık mesela daha evvelden. Hazine Maliye’yi yaptık.
Şimdi de Çalışma Bakanlığı’nı yapıyoruz. Ekonomiyle ilgili bakanlıklar. Cumartesi günü İsrail seçimlerini konuştuk.
Bugün yine canlı yayınla elimden gelince devam etmeye çalışacağım. Bugün 3 tuhaf gelişmeyi konuşacağız aslında hep beraber. Petrol düşüyor ama piyasalar rahatlayamıyor.
Amerika için güçlü büyüme bekleniyor ama yatırımcılar bu haberden bile endişeleniyorlar. Niye endişeleniyorlar? Türkiye’de enflasyon beklentilerinde bir gerileme var ama vatandaşın geçim sıkıntısı. Şirketlerin finansal maliyeti hala çok ağır.
Her ne kadar geçen hafta faizler, politika faizi Merkez Bankası’nın ufak da bir miktarı olsa düşürülmüş olsa da demiş olalım. Tabi bu ülçe ilişkinin ortak bir nedeni var bence o da belirsizliğin fiyatı. Üstelik tabi seçim sandıklarından çıkan sonuçlar bu belirsizliği büyütebilir ya da azaltabilir.
Önce tabi sandığa bakacağız o yüzden. Çünkü geçtiğimiz gün, pazar günü farklı ülkelerde seçimler vardı. Ondan birazcık bahsetmek istiyorum.
Sonra petrol fiyatına, merkez bankalarına, yapay zeka şirketlerinden o Türkiye’deki mutfağa uzanan bağlantıyı kurmaya çalışacağım elimden geldiğince. Şimdi önce seçimleri konuşalım çünkü hakikaten bir sürü ilginç seçimler vardı. Sırbistan’da cumhurbaşkanlığı ve pardon parlamento seçimleri vardı Sırbistan’da.
Brezilya’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu vardı. Bir de Bulgaristan’da da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bilmiyorum fark ettiniz mi ilk turu vardı. Sırbistan’da zaten malum aslında beklenen değildi çünkü son dakikaya kadar mevcut cumhurbaşkanı Vucic istifa edip başbakanlığa geçmeyi düşünüyordu.
Ve Bulgaristan’da yapılan bir şey. Geçenlerde Rumen Radev cumhurbaşkanlığından başbakanlığa geçmişti seçimi kazanıp. Vucic de öyle bir şey düşündü ama ciddi protesto vardı kendisinin uzun yıldır süren iktidarına karşı öğrencilerin başlattığı bir hareketle ortaya çıkan.
Öğrenci listesi adı verilen. Öğrenciler bir tren garındaki işte bir garda bir çöküş oldu bir bina çöktü bir sürü insan öldü. Buradan yola çıkarak işte yolsuzluklara uzun yıllarda süren o Vucic yönetimine karşı çıktılar ve şey yaptılar.
Kendileri alternatif bir liste oluşturdular. Sadece öğrencilerden oluşmuyor tabii ki liste. Öğrenciler üniversitelerde forumlar düzenlediler.
İşte bu işi hangi kim daha iyi yönetir diye baktılar vesaire. Öyle bir işte üniversite profesörlerinden, teknokratlardan hakikaten işte işi iyi yapabileceğini düşündükleri kişilerden oluşan bir parlamentör listesi oluşturdular ve seçiminde şu an için kazanmış gibi gözüküyorlar. Enteresan çünkü anketler seçim öncesi anketler Vucic’e yani tabii ki biraz başa başa gösteren anketlerde vardı.
Öğrenci listesinin güçlü olduğunu söyleyen anketlerde vardı ama Vucic’e daha fazla şans tanımlıyordu. Hatta bu prediction marketlerde de Vucic daha yüksek önde gidiyordu. Sonlara doğru değişti.
Yani son gün hatta son gün seçimin başladığı gün o prediction marketler değişti. Enteresan bir şekilde artık kim bir yerden haber mi aldı ne oldu bilmiyorum. Brezilya’da zaten bilenler biliyor.
İşte Lula ile Bolsonaro arasında bir seçim vardı. Birisi solda yer alan, biri sağda yer alan bir seyahatçı. Lula mevcut başkan, Bolsonaro da eski Trump yanlısı aşırı sağcı başkanın oğlu ki o eski başkan göz altında ev hapsinde diyelim.
İlk turda galiba 47’e 45 Lula yani sol aday kaybetmişti ilk turu. Ve ikinci turda da Bolsonaro favori adaydı. Anketler yine Bolsonaro’yu gösteriyordu büyük ölçüde.
Son günlerde biraz o fark kapanmış gibi gözükse de Bolsonaro daha önde gözüküyordu. Ama orada da bir enteresan sonuç geldi. Lula kazandı 52’ye 48 galiba.
Ama ben daha kendimden, bizzat tanıdığım biri olduğu için daha farklı bir seçimden bahsedeceğim yayının başında kısaca. Bulgaristan seçimleri, Bulgaristan’dan ötün Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu gerçekleşti. Tabii bir sürü aday vardı galiba 25 civarı bir aday vardı ama iki aday öne çıkıyordu.
Bir de üçüncü aday aşırı sağ adayı o da %10’larda gözüküyordu ama iki aday öne çıkıyordu. Bir tanesi mevcut cumhurbaşkanı daha evvelden cumhurbaşkanının yardımcısıydı. Eski cumhurbaşkanı istifaydı başbakan olunca seçimi kazanıp yardımcılıktan cumhurbaşkanına terk etti.
Bir kadın aday Yotova o favori gözüküyordu. Anketlerde işte %50 gösteren anket de vardı, 47-48 gösteren de vardı. Gerçi son günlerde ufak ufak ufak ufak oyları düşüyordu.
Yani işte 50’den 47’ye 42’ye 41’e doğru düşen anketler gözüküyordu. İkinci aday da Andrei Girov. Andrei Girov benim arkadaşım o yüzden ekstra bir ismini şey yapıyorum.
Yani iyi bir iktisatçıdır. Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı yaptı. Seçime doğru Teknokratik Hükümet’te başbakanlık yaptı.
İyi bir iktisatçıdır veya işte finansçıdır aslında. Ve benim de arkadaşımdır. Ve tabii seçimleri kazanma şansının olmadığı düşünülüyordu.
Hala da aslında ikinci aday yani ama fark çok yüksekti birinci ile arasında. Yani yüzde 20’nin üzerine farkla başladı anketlerde. Dün bir seçim sonuçları açıklandı ki akşam 34-32.
Yani sadece iki puan fark var. Tabii yani şeye bakmak lazım. Seçime katılım oranı çok düşük.
Yüzde 22 galiba seçimlere katılım oranı o kadar düşük yani. Halkın dörtte biri oy vermemiş. Yani beşte birden yakın kısmı ancak oy vermiş.
Ki yani hani işte benim eşim de oy verdi dün İstanbul’daki konsolosluktaki sandıkta ki bomboştu. Yani hiç ne sıra vardı ne bir şey. Ki yani Bulgaristan’da da durum çok farklı değilmiş.
Dolayısıyla şey yani bir ilginin azlığından belki hani işte çok böyle temsili olmamış olabilir. Belki onu da söylemişim. Bu hani yani katılım oranının düşük olması biraz Yotov’a nasıl seçilecek diye o belki de gitmemiş seçmende olabilir.
Bilemiyorum yani ama iyi bir kampanyada yürüttüğü gözüküyor. Benim arkadaşımın Girov’un. Umarım kazanır ki böylece ikinci cumhurbaşkanı bir arkadaşım olur.
Diğeri de Karadağ Cumhurbaşkanı Yakov. O da yani tanıdığım çok ikisi de tabii can ciğere en yakın arkadaşlarım değiller. Yanlış anlaşılmasın da hani tanışıklığım olduğu ve samimiyetin olduğu iyi meyleşliğim vesaire insanlar.
Dolayısıyla hani ikinci cumhurbaşkanı seçilmiş olur eğer o seçilirse. Tabii seçilir mi bilmiyorum. Hala sonuçta öndeki aday belli yani.
Ve tabii şey yani işte daha şimdi bir hafta sonra yeniden seçim olacak. Haftaya pazar orada göreceğiz asıl ne olacağını. Belki orada işte katılım oranı artarsa vesaire ne olur diye bakılacak.
Sonuçlar değişebilir. İşte benim arkadaşım olan Girov mütemadiyen o birinci sıradaki adayı televizyonda bir tartışmaya davet ediyordu. Kendisi ilk tur öncesinde tartışma programına katılmayı kabul etmedi Yotov’a.
Şimdi ama ilk tur ile ikinci tur arasında katılabilirim diye bir sinyal gelmişti. Bakalım o tartışma olacak mı? O tartışma belki bir şeyleri değiştirirse. Bilmiyorum Girov öne çıkarma.
Ama üçüncü aday da aşırı sağın adayı Kostadinov. O muhtemelen Girov’u desteklemez. Yotov’u da desteklemez herhalde.
Seçimken şey gitmez, sandığa gitmezler. Gitmezse ne olur vesaire bilmiyorum. Göreceğiz yani ikinci turda neyin nasıl olacağını.
Ama umarım Türkiye’deki seçmenler de gidip oylarını hakikaten ben illa şu kişiye oy versinler tabii ki demiyorum. Hani kendi bilecekleri iş kendi ülkeleriyle ilgili ama gidip en azından oy versinler hakikaten. O ilgisizlik de hoş bir şey değil bence seçimlere karşı.
Onu da söylemiş olalım. Şimdi seçimleri konuştuk. Bunu bir kenara bırakalım.
Bu sandıktan çıkan siyasetin tabii ekonomik faturası her ülkede zaten karşımıza çıkıyor. Bu ülkelerde de çıkıyor. Ona bakmak lazım aslında.
Bence hani bugün izlenmesi gereken de ilk yer bu açıdan baktığımızda borsa değil petrol piyasası. Şimdi Brent petrol biliyorsunuz hani 117 dolarlara kadar çıkmıştı. Geçen hafta yüzde altıdan fazla yükselmişti.
Şimdi bu sabah biraz düşmüş gibi gözüküyor. En son baktığımda 110 dolardı. Bilmiyorum hani son baktıktan sonra belki 1-2 dolar artmıştır azalmıştır bilemiyorum ama 110 dolar tabii düştüğü yerde 110 dolar gayet yüksek bir rakam.
Onu da söyleyelim ama ilk bakışta da bu belki güzel petrol biraz düştü falan diye düşünülebilir. Ama yani 110 dolar da ucuz petrol demek değil. Yani hakikaten de çok yüksek bir fiyat.
Tabii sadece çok daha pahalı petrolün biraz daha az pahalı olması demek. Yani 117’lerden 110’a düşmesi. Neden düştü peki ufakta olsa diyeceksiniz.
İşte bu Qatar aracı ile yine Washington-Tahran arasında gerilimi düşürme girişimleri var ama aynı anda işte bu Suudi Arabistan’ın petrol altyapısı ve ulaşım tesislerine yönelik saldırılar devam ediyor. Saldırı iddiaları devam ediyor. Üstelik yine bu işte Hürmüz ve Bab-ül-Mendeb boğazları çevresindeki deniz taşımacılığının güvenliği hala ciddi derecede sorumlu.
Yani diplomatik bir umut var az da olsa hani hafiften ama fiziksel arz eski ortadan kalkmış değil onu söyleyelim. Tabii önemli bir ayrım da yapmak lazım. Yani petrolün fiyatına yalnızca bugün üretilen ve tüketilen petrolün maliyeti yansımıyor.
Hani gelecekteki tankerler geçebilecek mi? Sigorta ne kadar pahalanacak önümüzdeki 1 ayda 2 ayda? Bir rafineye vurulacak mı? Bunların olasılığı da aslında fiyata giriyor. Ekonomide işte buna risk primi diyoruz değil mi? Hatta yani Suudi Arabistan’ın 2027’nin ikinci yarısından itibaren yani yazdan itibaren Singapur’da petrol depolamayı planladığı düşünülüyor. Bu da aslında şirketlerin riski artık geçici değil de kalıcı yönetilmesi gereken kalıcı bir mesele olarak gördüğünü gösteriyor sanki.
Türkiye gibi bizim gibi enerji ithal eden, büyük ölçüde petrol ithal eden ülkelerde bu primin bedeli tabii ki maalesef sonunda size, bana, tüketiciye, nakleyiciye, sanayiciye çıkar. Maalesef yani. İşte bu nedenle aslında bu hafta merkez bankalarının vereceği mesajlar çok kritik diye düşünülüyor.
Çarşamba günü, bizimki geçen hafta toplandı biliyorsunuz ama çarşamba günü bu çarşamba Amerikan Merkez Bankası, FED ardından hemen Avrupa Merkez Bankası, ECB, Japon Merkez Bankası bunlar kararlarını açıklayacaklar. Kanada ve Yeni Zelanda’da da yine açıklamalar gelecek. Tabii onların etkileri dünyayı biraz daha kısıtlı olur nispeten ama orada da faiz artışı beklentileri Kanada ve Yeni Zelanda’da oldukça güçlü.
FED’in şimdilik en azından bu toplantıda faizi 3-75-4 aralığında sabit bırakması bekleniyor. Yani arttırmayacak büyük ihtimalle ama burada kararın kendisinden ziyade sonrasında ilişkin açıklamaları göreceğiz. Çünkü piyasalar hani aralık ayında bir faiz artışı daha bekliyor.
Hatta %80 şu anda beklenti. Yani FED’in, Amerikan Merkez Bankası, FED’in aralık ayındaki toplantısında bir 0.25’lik faiz artışı daha yapma ihtimali %80 olasılığı böyle görülüyor piyasada. Bugün arttırmayacaklar belki ya da bu hafta arttırmayacaklar ama bu yarın veya bir sonraki ay arttırmayacakları veya bir buçuk ay sonra arttırmayacakları anlamına gelmiyor.
Tabii Amerika’da bu hafta bazı veriler de gelecek. Bu veriler de gerilim arttırabilir. İşte üçüncü çeyrek büyümesi gelecek.
Yıllıklandırılmış 3,2 bekleniyor. Çekirdek kişisel tüketim harcamaları enflasyonu gelecek. Yıllık %3,1’e ulaşacağı bekleniyor.
Bunlar Amerika için yüksek rakamlar. Ekonominin büyümesi de yüksek Amerika için 3,2. Enflasyon 3,1’de yüksek, beklenti yüksek.
Düşünün niye şimdi şey yapacaksınız hani bu beklenti kötü bir şey mi? Büyüsün işte ekonomi. Ekonomi hızlı büyüyor. Enflasyon ama hala yüksek.
Normalde büyüme haberi sevinç yaratır malum ama bugün yaratmıyor o sevinci. Finansal piyasada tam tersi oluyor. Çünkü güçlü büyüme şu anlama geliyor.
İnsanlara şunu düşündürtüyor. Demek ki faizler daha uzun süre yüksek kalacak. Böyle bir kaygı yaratıyor.
Hani bazen işte ekonomiye ilişkin iyi haberin borsa için kötü haber olması veya piyasalar için kötü haber olması buradan kaynaklanıyor. Burada başka bir ilginç gelişime daha var. Amerikan 10 yıllık tahvil faizi ay başında %5,36’ya kadar çıkmıştı.
Şimdi 4,97 civarında. Burada da niye petrol yüksekken tahvil faizi düşüyor diyeceksiniz. Çünkü burada iki kuvvet yarışıyor gibi.
Yani enflasyon endişesi faizi yukarı itmeye çalışıyor. Ama yatırımcıların riskli varlıklardan kaçıp güvenli gördükleri tahvillere yönelmesi de tahvil fiyatını arttırıp faizini düşürebiliyor. Bu yüzden hani petrol yükseldi, altın kesin yükselecek ya da işte savaş var, dolar kesin değer kazanacak gibi böyle hep otomatik reçetelerin artık doğru olmadığı bir dönemden geçiyoruz.
Çünkü piyasada her zaman birden fazla mekanizma aynı anda çalışıyor diye düşünüyorum. Gelelim yine başlığa da çıkarttım. Haftanın ikinci büyük sınavına yapay zeka sınavı.
Şimdi Alphabet biliyorsunuz Google’un ana şirketi işte Microsoft, Amazon bunların bilançolarını açıklayacaklar. Beklentiler de çok yüksek. İşte Microsoft’un 3 aylık gelirinin yaklaşık 90,6 milyar, Amazon’un 202 milyar, Alphabet’in de 128 milyar dolar olması öngörülüyor.
Bunlar ülkelerin gayri self-service hasılaları değil. Yani bakın şirketlerin gelirleri 90,6 milyar, 202 milyar, 128 milyar, TR dediği dolar yani. Ama yatırımcıların tabii ki burada asıl merak ettiği rakamlar sadece bunlar değil.
İşte şirketler veri merkezlerine, çiplere, elektrik altyapısına ne kadar harcıyor? Ve bu harcamalar ne zaman kalıcı kâra dönüşecek? Bu soruları da soruyorlar ki bunu da birazcık açalım isterseniz. Hani yapay zeka teknolojisinin işe yarayıp yaramadığıyla işte bugün yapay zeka şirketlerinin hisselerinin pahalı olup olmadığı bunlar iki ayrı soru. Teknoloji başarılı olabilir hatta ekonominin tamamını değiştirebilir ama yine de bazı yatırımcılar çok yüksek fiyattan hisse aldıkları için zarar edebilirler.
İşte internet devrimi de mesela söyleniyor ya gerçekten ama o devrim sırasında alınmış her hisse insanları arşa çıkarmadı yani iyi bir yatırım değildi. İşte bugün de o çip satan şirketle veri merkezi kurmak için büyük borç üstlenen şirketi aynı kefeye koyamıyoruz. Birinin sattığı uygun kapış kapış giderken diğerinin müşterilerinden yeterli gelir elde etmesi yıllarca sürebilir.
Dolayısıyla ne bu hafta kârdan çok nakit akışına, yatırım harcamalarına ve borcun sürdürülebilirliğine bakmayı düşünüyorum. Türkiye ile ne alakası var hocam? Çok ilgisi var aslında çok alakası var. Çünkü dünyadaki finansman koşulları sıkı kaldığında bizim gibi gelişmekle onun ülkelere gidecek para daha seçici oluyor tabii.
Küresel yatırım riskten kaçtığında bizim gibi ülkelerin borçlanma maliyetleri de bundan olumsuz etkileniyor. Üstelik de bir yandan enerji maliyetleri de artıyorsa ki artıyor aynı anda hem internet faturamız hem finansman ihtiyacımız büyüyor. Yani o silikon faizlerinin açıklanan bilançoyla Türkiye’deki o kredi faizlerinin ne olduğu arasında aslında hiç ne alakası var diyebilirsiniz ama aslında sandığımızdan çok daha kısa bir mesafe var.
Öyle de söylemiş olalım. Altın tarafı da bu arada son derece öğretici. On saatten geçen hafta biliyorsunuz geriledi bir miktar.
Bu sabah da 4000 dolar çevresinde, gümüş 54 dolar civarındaydı en son baktığımda. Tabii işte hep genel genel soru, savaş riskini varken altın neden düşüyor sorusu. Bunu da çok cevapladım ama yani altın faiz getirmez.
Reel faiz beklentileri yükselirse altın tutmanın maliyeti artar. Öte yandan kriz zamanında insanlar bazen zararlarını karşılamak veya vakit yaratmak için ellerindeki altını satmaya kalkarlar. Bu tabii tekrar tekrar da altını çizerek söyleyeyim altının uzun vadeli koruma işleminin ortadan kalktığını göstermez.
Kısa vadede fiyatın tek bir hikayeye bağlı olmadığını gösterir sadece ve sadece. Peki altına ne yakında 4500’e hatta 5000’e 6000’e gider mi? Bu tür iddialı hedefler konuşuluyor biliyorsunuz. Ya valla burada politik bir cevap vereceğim.
Olabilirdi olmayabilirdi. Benim daha önemli bu sorudan ziyade aslında önemli bulduğum soru bu tahmini hangi koşullar yanlışlar 5000’lere 6000’lere gitmesine. Eğer enflasyon düşer, real faizler istikrara kavuşur ve kamu borcuna dünyadaki devletlerin borcuna ilişkin endişeler hafiflerse evet altın için kurulan bu 5000’e 6000’e gider senaryoları zayıflar.
Bunlar ama değişmezse de zayıflamaz. O yüzden aslında neyin değişip neyin değişmeyeceğine bakaraktan belki kendi kararınızı kendiniz verebilirsiniz. Ekonomide çünkü iyi analiz yalnızca ne olacağını söylemek değil de hangi durumda sizin analizinizin yanılacağını da açıklamaktır diye düşünüyorum.
Bitcoin burada 80 bin duvarlar civarında gene dalgalanıyor. Burada da ilginç bir tezahürat var yani Bitcoin bazen dijital altın diye sunuluyor ama sert riskten kaçış dönemlerinde çoğu zaman teknoloji listesi gibi davranıyor. Kripto ekosisteminin ödeme ve para transferi için kullanılan o sabit coin’ler etrafında büyümesi Bitcoin’in tabi otomatik olarak güvenli liman olduğu anlamına gelmiyor.
Bir teknolojinin kullanımının artmasıyla o teknolojiye ilişkin her varlığın fiyatının da artması aynı şey değil çünkü. Türkiye’ye dönelim şimdi bir de bugün açıklanan değil ama geçen hafta yayınlanan bu Ekim beklenti ve ilerinde çok çarpıcı bir tablo olduğunu düşünüyorum. Onu biraz öne çıkarmak isterim.
12 ay sonrası enflasyon beklentisi hane halkının da 43,8 real sektörde 31,8 piyasa profesyonellerinde işte bankaların ekonomisi falan 23,9. Şimdi tabi hane halkının ve şirketin beklentileri gerilemiş piyasa profesyonellerindeki hafif yükselmiş bu arada. Ama aralarındaki fark nereden bakarsınız bakın yani piyasa profesyonelleri 23,9 öbürü 43,8 20 puan fark var.
Şimdi hepimiz aynı ülkede yaşıyoruz ama nasıl oluyor da önümüzdeki 12 ayın enflasyonu konusunda bu kadar farklı düşünüyoruz yani 20 puan. Pek çok ülkenin enflasyonunun 5-10 katı yani. Çünkü enflasyon yalnızca hani istatistik değil biliyorsunuz aynı zamanda yaşanan bir deneyim.
Yani finans piyasasındaki bir uzman para politikasının önümüzdeki 12 ayda ne yapacağına bakıyor. Ona göre bir tahmini veriyor belki. Belki biraz baskı da görüyor olabilir tahminini verirken.
Bir işletme sahibi elektrik faturasına ham maddeye çalışanın ücret taleplerine bakıyor. Bir hanede ise hane halkı yani mesela sizim ben siz ben mesela biz de markette kirada ulaşımda karşılaştığımız fiyatlara bakıyoruz. Bu tabii bir taraf mutlaka doğru diğer taraf yanlış demek değil ama bu beklentiler arasındaki 20 puanlık mesafe de yani bu kapanmadıkça fiyatlama davranışlarında böyle hızla normalleşmesini beklemek çok gerçekçi değil bence.
Bir de işin tabii faiz tarafı var. Merkez Bankası’nın malum politika faizini 36’ya düştü. Aralıkta bir tane daha düşürürler 35 olur deniyor.
İki yıllık devlet tahvilimiz ama hala 39,8 civarında. Tüketici ve ticari kredilerde bu enflasyon beklentilerine göre hesaplanan real faizler tarihsel olarak yüksek seviyede. Çok da fazla düşmedi bu arada geçen haftaki karardan sonra.
Ne demek bu? Enflasyonu düşürmeye çalışırken üretim, yatırım ve tüketim üzerine ciddi bir finansman baskısı oluşuyor demek. Faiz indirimine başlamış olmak ekonomide finansman koşullarının bir anda rahatladığı anlamına gelmiyor. Rahatlamadı zaten.
Bu arada hane halkının yatırım tercihleri de bu güvensizlik ve koruma arayışıyla beraber okunmalı diye düşünüyorum. %43,8 altın hane halkı yatırıyormuş. %35,6 gayrimenkul.
Borsayı seçenlerin oranı %1,8. Katılımcılar sadece iki tercih belirtebiliyorlar burada. O yüzden bunların toplamak mümkün değil ama yine de %1,8 çok düşük bir rakam yani.
Daha da çarpıcı ise hane halkı konut fiyatlarının %30,4 artmasını, genel fiyatların ise %43,8 yükselmesini bekliyor. Yani kendi beklentisi bile konutta real değer kaybına. Yani insanlar konuta tercih ediyorlar ama konutun da real fiyatının düşeceğine de inanıyorlar bir yandan.
Doğrudur, yanlıştır ayrı. Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ayrı. Buna rağmen yani gayrimenkul ikinci sırada.
İnsanlar belki de o yüzden aslında en yüksek getireği değil de kendilerini en güvende hissedecekleri varlığı arıyorlar. Bu da tabii rakamlar yani bu böyle bir bilgi de aslında biz hani yalnızca yatırım zevkine, yatırım iştahına falan değil. Ekonomik belirsizlik veya siyasi güvensizlik karşısında insanların savunma refleksini anlatıyor.
Öyle de söylemiş olalım. İşte ben yine bu yayına bakarken son rakamları özelim. Dolar 49 lira 76 kuruştu ben hazırlanırken.
264 CDS’imiz onu da belirtmiş olayım. Hane halkın 12 ay sonrası dolar beklentisi burada 56 lira 86 kuruşa yükselmiş. Beklenti.
Borsa İstanbul’umuz geçen hafta %5’i aşan düşüşle geçiştirdi. Bakalım bu hafta nasıl ilerleyecek. Bu hafta salı günü iş gücü verilerimiz gelecek onu da söyleyelim.
Çarşamba dış ticaret gelecek. Cuma günü turizm rakamları gelecek. İşsizlikte son rakamımız %7,8’di ama altıl iş gücümüz %31’di.
Yani sadece manşet işsizliğe bu 7,8’e bakarak ah ne güzel iş gücü piyasasında her şey yolunda gidiyor herkes iş bulabiliyor diyemiyoruz tabii ki. Eksik çalışanlar ve iş aramaktan vazgeçenleri kapsadığınızda çok daha karmaşık bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Yani son olarak sizin hızlıca soru cevabı geçeyim ama bu haftanın ekonomik hikayesi tek başına petrol, faiz ya da yapay zeka değil demiş olalım.
Hepsinin ortak noktası aslında bilirsizliğin maliyeti. Bir ülke güçlü kurumlara, öngörülebilir politikalara, güvenilir verilere sahipse o maliyeti çok daha kolay taşıyor tabii ki. Değilse sahip o zaman küresel bir petrol şoku bile içeride çok daha ağır bir faturaya dönüşüyor maalesef.
O yüzden hani bu hafta hangi varlık bir günde %2 yükseldi diye değil de petrol şoku ne kadar kalıcı olacak? Merkez bankaları ne mesaj verecek? Büyük şirketler yatırımlarında ne kadar nakit üretebiliyorlar? Türkiye’de enflasyon beklentileri arasındaki fark artık kapanıyor mu kapanmıyor mu bu noktada itibaren bunlara bakmamız gerekiyor diye düşünüyorum. Çünkü ekonomiyi anlamak dediğimiz şey bugünkü fiyatı ezberlemek değil de yarımı fiyatı potansiyel olarak değiştirebilecek mekanizmayı görebilmektir diye düşünüyorum demiş olayım. Şimdi de hızlıca yorumlarınıza sorularınıza bakalım.
Evet Lula’nın seçildiğine sevinenler olduğunu görüyorum. Rusya’dan selamlar iyi yayınlar demiş Cenar Bey. Rusya’ya da bizden selamlar iyi yayınlar denmiş.
Büro seçim kampanyasını Soros finanse etti. Yok öyle bir şey söz konusu diye söyleyeyim yani Soros finanse etmedi. Yanlış biliyorsunuz yani.
Bu hep söylenir zaten işte. O taraf diğer tarafı Rus canlısı diyor. Komünist diyor hatta.
Yotovaya bunların hepsi komünist. Kadın belki komünizmin yıkıldığında yani 20’li yaşlarındaymış ne kadar komünist olabilir o ayrı mesele. Hani savunduğumdan da söylemiyorum Yotova’yı ayrı mesele de.
Büro da ne kadar Soros finanse etmiş olduğunu ne alakası var yani. Adam merkez bankası başkan yardımcısı. Yotova kendisini başbakan olarak atadı.
O zaman Yotova’yı da mı Soros finanse edeceğiz? Böyle saçma sapan şeylere HitMix Channel 8528 takılmayın derim yani. Ama takdiri sizin tabii istiyorsanız takılın. Hocam altında olacak nereye kadar gidebileceklermiş? Anlattım birazcık Hakan Bey elinden yani.
Uzun vadeli yükseliş gerekçelerinin tamamen ortadan kalktığını düşünmüyorum ben. Çünkü bu anlattım ya hani kamu borçları, jeopolitik listeler, merkez bankası alımları vesaire devam ediyor. Ama kısa vadede böyle geriye gidişler olabilir.
4000 dolar civarında böyle ciddi mücadele görüyoruz sanki. Hani orada hani derler ya böyle orada destek aldık işte. Finansçılarının güzel tavirleri var o konuda.
Ben çok sevmiyorum başarısı kullanmayı da. Hatta 3800’lere kadar bile düşebilir diyenler var ama yani ben uzun vadeli hikayesine şahsen hani daha iyi yolu olduğunu düşünüyorum. Öyle söylemiş olalım.
Amerika’da şirketleri çoğu kendi nükleer santrallerini kuruyorlar. Enerjide bağımsızlık olursa zaten kendi bölgelerini kurarlar denmiş. Yani ben o kendi şeyini görmedim hani hakikaten nükleer santrallerini kuruyorlar.
Ama hakikaten bu büyük teknoloji şirketleri tabii yalnızca veri ve sermaye üzerinden değil. Hakikaten enerji altyapısı üzerinden de bir hani enerji altyapısına ihtiyaçları var. Onu görmek lazım ama tabii enerji bağımsızlığı illa siyasi hegemenlik anlamına da gelmiyor.
Şirketler hani bir elektrik üretiyor olması onları bağımsız devlet yapmıyor. Siz nasıl evinizin tepesine bir güneş paneli koymanız sizi özgürleştirmiyorsa, bağımsızlaştırmıyorsa hani hukuk, vergi, düzenleme yetkileri devlette kaldığı sürece hani sanki orada biraz asıl hesap şu gibi hani enerji, veri, iletişim ve hani hesaplama kapasitesi az sayıda şirketin elindeler yoğunlaşırsa tabii o zaman devletlerle bu şirketler arasında nasıl bir pazarlık gücü olabilir? Ona bakmak lazım. Demiş olayım.
Başka, başka, başka. Amerika’nın ara seçimleri sonrasında Amerika’nın ekonomi ve politikalarına değişiklik bekliyor musunuz? Sorusu var. Yani tabii kongrenin yapısına bağlı olarak değişebilir.
Şimdi hem Temsilciler Meclisi’ni hem Senatoya Demokratlar alacaklar mı? Temsilciler Meclisi’ni almaları neredeyse artık kesin gibi. Senatoda biraz daha o kesinlik az. Siz de takip ediyorsunuz herhalde Amerika’da.
Başkanın, sonuçta kongreye ihtiyacı oluyor çeşitli ekonomi politikalarını geçirmek için falan veya uygulayabilmek için. Ama tabii yine de bir ciddi, yürütmenin de ciddi bir yetkisi var. Direkt o başkanın yürütme yetkileriyle kongrenin bütçe ve yasama yetkileri aynı değil birebir.
Ama çoğunluğu kaybederse bu vergi paketlerini falan geçiremeyebilir. Harcama kararlarında vesaire zorlanabilir. Belki işte bu impeachment yani görevden alma prosedürü, azil prosedürünü başlatırlarsa.
Onu da gerçi geçen sefer becerememişlerdi. Ellerine, yüzlerine bulaştırmışlardı. Temsilciler Meclisi’nden demokratlar geçirmişti Trump’ın ilk döneminde.
Senatodan geçirememişlerdi. O yüzden de hani öyle bir şey olur mu olmaz mı? Bunlara bakmak lazım ama tabii gümrük tariflerini vesaire zorlayabilirler. Ama tabii orada da şey de var.
Demokratların arasında nispeten cumhuriyetçilere yakın demokratlar da var. Her zaman da aynı yönde oy kullanmıyorlar mesela. O yüzden ne bileyim temsilciler meclisinden geçiriyor, senatodan geçiremeyebiliyorlar vesaire.
Biraz bu ilginç olacak, göreceğiz. Ama tabii Trump’ın elinden zorlanacağını söylemek yanlış olmaz. Onu da söylemek gerekiyor.
Hocam seçicisi arkadaşınız, izleyiciniz, özel bir twerpil. Evet hocam piyasa baya durgunlaştı. Yani bu dayanıp dayanmayacağı hakikaten ilginç bir şey.
Onu da söylemiş oldum. Fransa’daki olaylar hakkında ne düşünüyorsunuz diye sormuşlar. Onunla ilgili yayın yaptım geçen hafta.
Lütfen izleyin. Hani başlı başına bir yayın yaptım. İzleyin, onun altına yorum olarak da ayrıca başka bir görüşünüz varsa yazarsanız tabii ki onun altında konuşabiliriz diye düşünüyorum.
Esenlikler dilerim. Acaba gram altın dünyayla ortalama aynı seviyede mi? Eğer konuşmuşsanız… Yok, bu da bugünkü Atatürk’ün askerinin sorusundan bahsediyorum. Şey, yani bugün ayrıca anlatmadım onu ama arada farklılıklar oldu.
Hatta o farklılıklar birazcık artmıştı. Hatta neredeyse %10’a yaklaşan bir prim vardı Türkiye’de. O biraz azaldı son zamanlarda.
Şu anda yok gibi bir şey yani. Hatta o yüzden işte millet altın kaçakçılığı yapıyordu. Çünkü yurt dışından altın alıp Türkiye’de satmak karlıydı.
Hatta galiba partisinden istifa etmeye zorunda kalan milletvekilleri bile oldu çünkü VIP’den kaçak altın geçirirken yakalandıkları için. Amerikan borsalarının aşırı balonlaştığını düşünüyor musunuz? En son onu da istiyorsanız konuşalım. Yani var tabii ki, aşırı değerlenmiş şirketler illa ki var ama bütün piyasalara da balon demek veya bütün yapay zeka piyasasına da balon demek bence doğru olmaz.
Yani şimdi SP500 endeksine baktığınızda galiba bu gelecekte beklenen karlara göre fiyat kazanç oranına bakıyorlar. Sanki böyle 19 civarındaydı en son. Mesela baktığınızda tek başına tarihsel ölçekte böyle bir olağanüstü bir balon göstergesi değil gibi gözüküyor.
Ama burada benim bir endişem yok mu? Var. Değerlemeden ziyade böyle yapay zeka yatırımların ekonomik getirisiyle ilgili bir endişem var. Yani şirketler milyarlarca dolar harcıyorlar.
Ama bu yatırımlar sonuna fos da çıkabilir. Yani yeterli verimlilik artışı veya nakit artışı nakit akışı yaratabilecek mi? Bunlara bakmak lazım. Burada sanki üç şirket grubunu ayırmalıyız gibi geliyor bana.
Çip üreticileri bir tanesi, veri merkezi işletmecileri diğeri ve yapay zekayı kullanarak gelir elde etmeye çalışan şirketler üçüncüsü. Şimdi bu birinci grubun yani çip üreticilerinin ürünlerine çok ciddi güçlü talep olabilir ama ikinci ve üçüncü grubun tamamının aynı ölçüde karlı olup olmayacağı garanti değil ki bu işte ciddi bir düzeltme riskine de yol açabilir deniyor. Bunu bekleyenler de var biliyorsunuz.
Ama hani sırf endeks yükseldi diyelim çöküş kaçınılmaz demek de bence iyi bir ekonomik analiz değil. Açık konuşmak gerekirse. Rus borsasında işlem yapmayı düşündüğünüzü varsayarsak? Yok yani yapmam herhalde şu anda Rus borsasında işlem onu söyleyeyim.
O varsayım bile zor bir varsayım. Yani Rusya’da hakikaten Rusya’nın bir hikayesinin olacağına inanmam lazım önümüzdeki on yılda onu yapmak için. İnanıyor muyum? Vallaha tartışılıyor.
İnanmıyorum şu anda açık konuşayım. Siz inanıyorsanız tabi Rusya’dan yazıyordunuz bildiğim kadarıyla daha iyi biliyorsunuzdur tabi ki. Çok teşekkür ediyorum şimdilik herkese.
Eğer sorunuz varsa cevaplamamış sorunuz lütfen yorum olarak videonun altına yazın. İlerleyen saatlerde gün içerisinde bugün içerisinde mutlaka mutlaka cevaplayacağımı zaten biliyorsunuz. Lütfen like’larınızı, hype’larınızı eksik etmeyin.
Paylaşımlarınızı ki kanalda ne kadar çok kişiye ulaşabilirsek o kadar iyi olur diye düşünüyorum. Herkese teşekkür ediyorum. İyi günler diliyorum.
Yeni bir yayında görüşmek dileğiyle.